(1475 S. K. m. 14) (4721 S. K. m. 35/2)
Dava: Taraflar arasındaki kıdem tazminatı faiz alacağının ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hüküm süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davalı avukatınca istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 2.11.2004 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü yapılan tebligata rağmen taraflar adına kimse gelmediğinden incelenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra duruşmaya son verilerek dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1. Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2. Davacıların murisi olan C. S., davalıya ait işyerinde çalışırken 9.11.1998 tarihinde işyerine gitmek üzere evinden çıktığı sırada teröristlerce kaçırılmış ve kendisinden bir daha haber alınamamıştır. Batman Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından adı geçen şahsın ölüm tehlikesi içinde kaçırılması ve bir daha haber alınamaması nedeniyle gaipliğine 30.11.2001 tarihinde kesin olarak karar verilmiştir. Davalı işverence, gaipliğine karar verilen şahsın mirasçılarına kıdem tazminatı 28.2.2002 tarihinde ödenmiştir. Bu ödeme sırasında kanuni mirasçılar tarafından fazlaya dair hakları saklı tutulmuştur.
Davacılar açmış oldukları bu davada kıdem tazminatının 3 yıl 3 ay 17 gün geç ödendiğini ileri sürerek kıdem tazminatı gecikme faizi isteğinde bulunmuşlardır. Mahkemece istek doğrultusunda karar verilmiştir.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, mahkemece alınan 3.12.2002 tarihli bilirkişi raporunda kıdem tazminatı 9.862.845.100 TL olarak hesaplanmış ve davacı vekili bu raporu kabul ettiklerini bildirmiştir. Anılan rapora davalı tarafın itirazı üzerine yeniden başka bir bilirkişiden rapor aldırılmış ve bu raporda kıdem tazminatı gecikme faizi 13.867.803.985 TL olarak hesaplanmıştır. Mahkemece bu ikinci bilirkişi raporu hükme esas alınarak taleple bağlı kalınmak suretiyle faiz isteğinin kabulüne karar verilmiştir. Bu şekilde hüküm tesisi usulü kazanılmış hak ilkesine aykırılık oluşturur. Gerçekten ilk rapora davacı tarafın bir itirazı olmadığı halde, hesaplamanın daha yüksek olduğu ikinci bilirkişi raporu dikkate alınarak karar verilmesi doğru değildir.
Öte yandan, davacıların murisinin kaçırıldığı tarihten itibaren faiz hesabı da doğru olmamıştır. Gaiplik kararı 30.11.2001 tarihinde verilmiş ve ardından 30.1.2002 tarihinde veraset ilamı alınmıştır. Davacı K. S. tarafından verilen 6.2.2002 tarihli dilekçe ile gaiplik kararı ve veraset ilamı da bildirilerek kıdem tazminatının ödenmesi için davalı işverenden istekte bulunulmuştur. Bu müracaat üzerine 28.2.2002 tarihinde kıdem tazminatı ödenmiştir. Davalı işverenin davacı tarafın 6.2.2002 tarihinde müracaatı öncesinde kıdem tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmamaktadır. Her ne kadar Medeni Kanunun 35/2. maddesinde gaiplik kararının kesin ölüm tehlikesi içinde kaybolma tarihinden itibaren sonuçlarını doğuracağı şeklinde kurala yer verilmişse de bu hüküm, anılan yasanın 28. maddesinin kenar başlığında da belirtildiği üzere "kişiliğin sonu" bakımından önem taşımaktadır. 1475 sayılı İş Kanununda öngörülen kıdem tazminatına hak kazanma ve faiz başlangıcı yönünden Medeni Kanunun anılan hükmünün uygulanma olanağı bulunmamaktadır. Bu durumda, kıdem tazminatı gecikme faizinin, davacının başvuru tarihi olan 6.2.2002 tarihinden itibaren hesaplanarak hüküm altına alınması gerekir.
Kıdem tazminatını düzenleyen 1475 sayılı yasanın 14. maddesinin 11. fıkrasında kıdem tazminatının geç ödenmesi halinde bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faizin uygulanacağı kurala bağlanmıştır. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda kıdem tazminatı gecikme faizi hesabında Merkez Bankasınca bildirilen faiz oranı esas alınmıştır. Oysa anılan kurumca bildirilen faiz oranı, bankaların belli dönemler arasında uygulayabileceklerini bildirdikleri faiz oranıdır. Davacı taraf T.C. Ziraat Bankasının bildirdiği faiz oranını kabul ettiğine göre bu oran üzerinden hesaplama yapılmalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 2.11.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy