(4857 S. K. m. 17, 25) (1475 S. K. m. 14, 17)
Dava: Taraflar arasındaki,ihbar ve kıdem tazminatının ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hüküm süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davalı avukatınca istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 10.5.2005 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü yapılan tebligata rağmen taraflar adına kimse gelmediğinden incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra duruşmaya son verilerek dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı işçi, iş sözleşmesinin haksız olarak feshedildiğini ileri sürerek ihbar ve kıdem tazminatı isteklerinde bulunmuştur. Mahkemece, yurt dışına gönderilen malların ayıplı olduğunun tespiti ile geri gönderilmesinin fesihten çok sonra gerçekleştiği buna göre feshin haksız olduğu gerekçesiyle isteklerin kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içindeki bilgi ve belgelere göre davacı işçi davalıya ait işyerinde fabrika ve planlama müdürü olarak görev yapmıştır. Davacının üretim ve sevkiyatını yönettiği bir kısım ürünler yurt dışına gönderilmiş, alıcı firma malların ayıplı olduğunu bildirerek iadesini talep etmiştir. Dosyada bulunan davalı şirket ile alıcı firma arasındaki faks mesajından anlaşıldığı üzere davalı firma 6.9.2000 tarihinde ürünlerin iadesini kabul etmiştir. Ürünlerin iadesinden doğan zararların da işçinin 10 günlük ücretini aştığı dosya içeriği ile sabittir. Dinlenen davacı tanıkları da hatalı olarak üretilen ve bu nedenle ayrılan ürünlerin de davacının talimatıyla yurt dışına gönderilecek olan ürünler arasına konulduğunu açıklamışlardır. Böyle olunca davacının iş sözleşmesinin olayın öğrenilmesi üzerine süresi, içinde işverence feshedildiği anlaşılmaktadır. Ürünlerin fesihten sonra iade edilmesi ve zararın daha sonraki tarihlerde belirlenmesi bu noktada önemli değildir. Davacının ihbar ve kıdem tazminatlarına hak kazanabilmesine olanak bulunmadığından anılan isteklerin reddi gerekirken mahkemece yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 10.5.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy