(1475 S. K. m. 14, 17)
Dava: Davacı, kıdem tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, 16.07.1974-16.12.1983 tarihleri arasında geçen hizmet süresinin sonraki hizmetine katılmadığını belirterek fark kıdem tazminatı istemiştir.
Mahkemece, "1984 yılında tutuklanma nedeni ile fesih yasaya uygundur. Fesih işleminde gerçekleşmeyen kıdem tazminatının 20 yıl sonra istenmesi mümkün değildir." gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
İş Yasasının 14. maddesinde 17/II. maddedeki ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı davranış ve eylemlerden dolayı, iş akdinin işveren tarafından bozulma hallerinin kıdem tazminatını engellediği hükme bağlanmıştır. Buna göre haklı feshin gerçekleşmesi için suçun işyerinde işlenmiş olması şarttır. Davacının tutuklanmasına ve dolayısıyla akdin feshine neden olan suç işyeri ile ilgili değilse, iş sözleşmesi davacının şahsına bağlı tutukluluk "zorlayıcı sebep" nedeni ile devamsızlıktan feshedilmiş sayılacağından bu olaydan önceki hizmet süresinin kıdem tazminatı içinde değerlendirilmesi gerekir. Somut olayda davacının iş sözleşmesi, işyeri ile ilgili olmayan bir suçtan tutuklanması üzerine feshedilmiştir. Bu durum Dairemizin yerleşik uygulaması gereğince 1475 sayılı İş Kanununun 17/II de ki tazminatsız fesih nedenlerinden sayılmamakta, aynı maddenin III. bent hükmüne göre zorlayıcı sebeplerden kabul edilmektedir. Böyle olunca, kıdem tazminatına karar vermek gerekir. Aksine düşünce ve yazılı şekilde kıdem tazminatı isteğinin reddine karar verilmiş olması doğru değildir. Tutukluluktan önceki hizmeti karşılığı fark kıdem tazminatı hesaplattırılarak değerlendirmeye tabi tutularak hüküm altına alınmalıdır.
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten bozulmasına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 10.01.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy