(4857 S. K. m. 25)
Dava: Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkeme, isteği kabul etmiştir. nHüküm, süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı işçiler, davalıya ait işyerinde çalışmakta iken haklarında yapılan kovuşturma neticesinde tutuklandıklarını, davalı işverence toplu iş sözleşmesinin 48. maddesi uyarınca tutukluluk hallerinin 45 günü aştığından söz edilerek iş sözleşmelerinin münfesih sayıldığı gerekçesiyle 05.03.2004 tarihi itibariyle feshedildiğini, ancak, 4857 sayılı İş Kanununun 25/IV. Fıkrasında işçinin gözaltına alınması veya tutuklanması halinde devamsızlığının 17. maddesindeki bildirim süresini aşması halinde feshedilebileceğini tutukluluk hallerinin ortadan kalktığı tarih olan 11.03.2004 tarihi itibariyle bu sürenin geçmediğini, iş sözleşmelerinin geçerli sebep olmadan feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliği ile işe iadesine ve buna bağlı tazminat ile boşta geçen süre ücretinin hüküm altına alınması isteğinde bulunmuştur.
Davalı işveren, davacı işçilerin iş sözleşmelerinin geçerli sebeple feshedildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davacıların tutuklu kaldıkları sürenin 4857 sayılı İş Kanununun 25/IV ve 17. maddesinde belirtilen süre kadar olmadığı için feshin geçerli sebebe dayanmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içeriğine göre işyerinde fesih tarihinde yürürlükte bulunan toplu iş sözleşmesinin 48/2. maddesinde işçinin herhangi bir suçla ilgili 45 günü aşan bir süre ile tutuklanması halinde iş sözleşmesinin münfesih sayılacağının belirtildiği, 21.01.2004-11.03.2004 tarihleri arasında tutuklu kalan davacıların iş sözleşmelerinin işverence bu nedenle feshedildiği anlaşılmaktadır.
4857 sayılı İş Kanununun 18. maddesinde iş sözleşmesinin işveren tarafından işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanılarak feshedilebileceği düzenlenmiştir. Söz konusu geçerli sebepler İş Kanununun 25. maddesinde belirtilen derhal fesih için öngörülen sebepler niteliğinde olmamakla birlikte işçinin işyerinin normal yürüyüşünü olumsuz etkileyen hallerdir. İşçinin yeterliliğinden veya davranışlarından kaynaklanan sebepler ancak işyerinde olumsuzluklara yol açması halinde, fesih için geçerli sebep olabilirler. İş ilişkisinin sürdürülmesinin işveren açısından önemli ve makul ölçüler içinde beklenemeyeceği durumlarda feshin geçerli sebeplere dayandığı kabul edilmelidir.
Somut olayda, her ne kadar tutuklanmaya esas suçun niteliği dosya kapsamından tam olarak anlaşılmamakta ise de, davacı işçiler 45 günden fazla ve fakat 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25/IV maddesinde belirtilen süreden az tutuklu kalmışlardır. Yasanın anılan maddesi çerçevesinde yapılan fesih sonucunda işçi, kıdem tazminatına hak kazanmakta, ancak ihbar tazminatı talep edememektedir. Bu nedenle anılan maddede öngörülen süre, daha çok işçinin ihbar tazminatına hak kazanıp kazanmaması hususu ile ilgilidir. Gerçekten maddede belirtilen süre dolmadan tutukluluk nedeniyle sözleşmenin feshi halinde işçi, ihbar tazminatı talep edebilecektir. Toplu iş sözleşmesinin anılan hükmü de bu anlamda geçersizdir. Ancak, süre koşulu yerine gelmeden yapılan feshin aynı zamanda geçerli sebebe de dayanmadığı şeklinde peşin bir yargı doğru değildir. Gerçekten haklı sebep teşkil etmeyen davranışlar, fesih için geçerli sebep olabilir. Davacıların tutukluluk süreleri yasal bildirim süresi kadar değilse de, süre bakımından fazla olup, bu durumda işin normal yürüyüşünün olumsuz etkileneceği kaçınılmazdır. Olayın bu özelliği dikkate alınarak, fesih için geçerli sebep bulunduğunun kabulü gerekir.
Açıklanan hukuki ve maddi olgulara göre davacı işçilerin feshin geçersizliği ve işe iade istemiyle açtıkları bu davanın reddi gerekirken kabulü hatalı olduğundan, 4857 sayılı İş Kanununun 20/3. maddesi uyarınca yerel mahkeme kararının bozularak ortadan kaldırılması aşağıdaki şekilde hüküm kurulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1- Asliye Hukuk (İş) Mahkemesinin 09.07.2004 gün ve 183-435 sayılı kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2- Davanın reddine,
3- Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4- Davalının yaptığı 25.50 YTL yargılama giderinin davacılardan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5- Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 350 YTL ücreti vekaletin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,
6- Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine,
Kesin olarak 13.01.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy