(5953 S. K. m. 1)
Dava: Davacı, kıdem tazminatı, fazla çalışma ve izin ücreti, genel tatil gündeliği ile ikramiye alacağının ödetilmesine, karşı davacı ise ihbar tazminatının ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda;asıl davada ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karşı davanın reddine ilişkin hüküm süresi içinde temyizen incelenmesi taraflar avukatınca istenilmesi ve davacı Avukatıncada duruşma talep edilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 14.12.2004 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davacı ve karşı davalı adına Avukat Asker Çatak geldi.Karşı taraf adına kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının temyiz itirazlarıyla davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı gazeteci ile davalı işveren arasında düzenlenen yazılı iş sözleşmesinin 3. maddesinde, sözleşmede belirlenen ücretin içinde fazla çalışma ücreti, milli ve dini bayram ile genel tatillerde yapılan çalışma ücretlerinin bulunduğu belirtilmiştir. Davacının son aylık ücretinin 2.061.071.190 TL brüt olduğu anlaşıldığına göre, davaya konu olan fazla çalışma ücretleriyle bayram ve genel tatil ücretlerinin, aylık ödenen ücretin içinde yer alarak her ay davacı gazeteciye ödendiğinin kabulü gerekir. Bu durumda fazla çalışma ücreti ile bayram ve genel tatil ücretlerine hak kazanılmasına olanak bulunmamaktadır. Mahkemece anılan istekler ile bunların gününde ödenmediğinden bahisle talep edilen günlük yüzde beş fazlaya dair isteklerin reddine karar verilmesi gerekirken kabulü cihetine gidilmesi hatalı olmuştur.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 14.12.2004 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY :
Davacı dava dilekçesinde, şirketi fiilen idare eden kişinin 26.8.2003 tarihinde tüm personele hitaben kapalı devre yayın sistemi ile yaptığı konuşmada, "..grupla ilgili gelişen son olaylar karşısında gazete çalışanlarının yaptığı haberlerde ailesini yeterince korumadığını ve destek olmadığını ve bundan sonra gazete çalışanlarından bu konuda destek beklediğini ve destek olmak istemeyenlerin ayrılması gerektiğini.." ifade ettiğini ve yine 28.8.2003 tarihinde şirketin Ankara temsilcisininde "gazetenin yayın politikasının tümüyle değişeceğine; buna ayak uyduramayacakların işden ayrılmaları" şeklinde beyanda bulunduğunu ve bu ifadelerin işyerinde çalışma barışını, çalışma huzurunu ortadan kaldırdığını ve sonuç olarak iş ilişkisinin devamına imkan kalmamış olması nedeniyle iş, akdinin sona erdirildiğini belirterek kıdem tazminatı talebinde bulunmuştur.
Mahkemece, işyerinde davacının meslek etiğine uygun olarak vazife yapmasının imkansız hale geldiği ve gazetecilik mesleğinin özgür bir ortamda yapılma gereği karşısında davacının akti fesih etmekde haklı olduğu kabul edilmiştir.
Gazetecinin kıdem tazminatı talep etme hakkı Basın-İş Yasasının 11. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddenin ( ilk ) fıkrasında; "Bir mevkudenin veçhe ve karakterinde gazeteci için şeref veya şöhretini veya umumiyetle manevi menfaatlerini ihlal edici bir vaziyet ihdas edecek şekilde bariz bir değişiklik vukuu halinde gazeteci ihbar müddetini beklemeden akdi fesih edebilir. ." denilmektedir. Yine aynı maddenin 4.fıkrasında, "Gazetecinin, şeref ve şöhretine halel verebilecek mahiyette bir fiil ve harekette bulunması için işveren tarafından vaki isteği yerine getirmemesi hali işverene iş aktini feshetmek hakkını vermez." Şeklinde bir düzenleme yer almaktadır.
Davacı yeni yayın politikasının gazetecilik mesleğinin gerektirdiği ilkelerle bağdaşmayıp, bu durumun şeref ve şöhretini ve manevi menfaatlerini ihlal ettiği için akdi feshettiğini ileri sürmektedir.
Davacıdan ve diğer gazete çalışanlarından istenen husus, gazete çalışanlarının gazete sahibi olan aileyi yayınlara ve haberleriyle koruma ve destek çıkmalarıdır.
Davacının çalıştığı gazete bir aile grubuna ait olup, baştan itibaren bir yayın politikasının olduğu anlaşılmaktadır. İşveren taraf bu yayın politikasının değiştirileceği ve tamamen aksi yönde bir yayın politikasının takip edileceği şeklinde bir tutum içine girmemiş olup, istenilen husus aile ile ilgili haberlere daha geniş yer verilmesidir. Aile grubunun korunması ve desteklenmesi yönündeki istekleri gazetecilik etiği ve şöhret ve şerefi ile başdaştıramayan kişinin, desteklenemeyeceği ve korunamayacağına kanaat getirdiği işverenin baştan itibaren gazetesinde çalışmaması gerekir.
Ayrıca davacının dayandığı Basın İş Yasasının 11. maddesinde, kişinin şeref ve şöhretini ve manevi menfaatlerini ihlal edecek derecede değişiklik vukuu halinde işçiye fesih hakkı tanınmıştır.
Gazete sahibinin konuşması 26.8.2003 tarihinde yapılmış, fesih ise 29.8.2003 tarihlidir. Davacı gazeteci 2-3 günlük süre içinde gazete de ne gibi haberler yayınlanıp, bu haberlerin gazetenin veçhe ve karakterinde ek değişiklik niteliğinde olduğunu da belirtmemiştir. Gazetede tamamen karakter değişikliği olur ve gazete baştan itibaren savunduğu ve sürdürdüğü temel ilkelere aykırı bir tutum içine girer ve toplumda gazete hakkında öteden beri mevcut olan güven ve tutarlılık kavramları zedelenirse böyle bir gazetede çalışan gazeteci ilkelerine aykırı olan bu değişikliğin okuyucu ve toplum üzerinde kendisi yönünden onur kırıcı durumlar doğurabileceği kanaatıyla akti feshedip tazminat talep edebilir. Yine gazeteci gazetenin görünüş ve karakterinde yapılacak değişikliğin onur ve saygınlığında eksilme meydana getirebileceği kaygısıyla da akdi fesih edebilir. Böyle durumlarda gazetecinin fesih eylemi doğrudur. Ancak, yukarıda da vurgulandığı gibi belli bir dünya görüşü ve çizgisi olan ve bu çizgide devam eden ve bazı ithamlarda karşı karşıya kalan bir aile grubunun gazetesinde çalışan davacı, bu çizgisini değiştirmeyen ancak, ithamlara cevap vermek için daha fazla yardım isteyen aile grubunun gazetesinden ayrılmak için Basın-İş Yasasının 11. maddesinin 4.fıkrasında ki koşulların mevcudiyeti gerekir. Bu fıkrada; gazetecinin, şeref ve şöhretine halel verebilecek mahiyette bir fiil ve harekette bulunması için işveren tarafından yapılan isteği yerine getirmeyen işçinin işine son verilmeyeceği belirtilmektedir. İşverenin davacıdan yalan veya hayali haberler toplaması gibi bir talebinin olduğu iddia edilmemekte, sadece aileyi koruyucu haberlerin yapılması istendiği belirtilmektedir.
Eğer aileyi savunacak gibi bir durum mevcut olmayıp, bu yönde hazırlanacak her haberin yalan ve gerçek dışı olacağı düşüncesiyle hareket eden gazetecinin böyle bir mevkutede çalışmaya talepten öncede devam etmesi şeref ve şöhretinin baştan itibaren tehlikeye atılması anlamında olup, davacı iddiaları baştan itibaren boşlukta kalmaktadır. Davacı Basın-İş Yasasının 11. maddesinde ki belirlemeleri feshinin gerekçesi yapmış olup, bu olgulara dayanılması dosya kapsamında ve olayların gelişine göre mümkün olmadığından davacının kıdem tazminatına hak kazanamayacağı görüşüyle bu yöndeki onama kararına katılamıyorum.
Full & Egal Universal Law Academy