(1475 S. K. m. 13)
Dava: Davacı ihbar tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı iş akdinin 1475 Sayılı İş Kanununun 13. maddesi gereğince feshedildiğini belirterek ihbar tazminat isteğinde bulunmuştur.
Mahkeme isteği yerinde görerek ihbar tazminatına hükmetmiştir. Dosyadaki bilgi ve belgelerden ve özellikle Sosyal Sigortalar Kurumunun yazısında, iş akdinin feshedildiği günü takiben davacının belirtilen kuruma yaşlılık aylığının bağlanması için tahsis talebinde bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda davacının emeklilik nedeni ile iş akdinin sona erdirildiği anlaşılmakla, ihbar tazminatı isteğinin reddine karar verilmesi gerekirken bu tazminatın tahsiline karar verilmesi hatalı olduğundan kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 26.5.2005 gününde oyçokluğu ile karar verildi. (¤¤)
KARŞI OY :
Uyuşmazlık, tazminatlı fesihlerde ihbar öneli içerisinde işçinin emeklilik istemi ile başvurusu durumunda ihbar tazminat alıp alınamayacağı noktasında toplanmaktadır.
Davacı işçinin iş sözleşmesinin feshinin emeklilik isteminden önceki bir tarihi taşıdığı konusunda bir kuşku bulunmamaktadır.
Hukukta bir eylem veya işleme hukuki sonuç bağlanıyorsa o sonuçlar görmezlikten gelinemez. Aksine bir düzenleme var ise bu olgu gözetilir. Başka bir anlatımla sebep-sonuç, sebep sonuç şeklinde bir merdiven sistemi vardır.
Somut olayda işverenin feshi gerçekleşmiştir. Bunun hukuki sonucu 1475 sayılı Kanunu 13'ten hareketle ihbar ve kıdem tazminatıdır.
İşveren ihbar önelinde bulunmadığına göre, varsayılan bu süre içerisinde işçinin yaşlılık aylığı için kuruma başvurmasının önceki feshi sonuçsuz bırakacak bir etkisi bulunmasından sözedilemez. Bu düşüncenin hukuki dayanağının normatif bir düzenlemesi de bulunmamaktadır.
1475 sayılı İş Kanunun 13/T.2 deki işçinin ihbar önellerine ait ücretini peşin vermek suretiyle hizmet akdini feshedebilir. Tümcesi akçalı sonuçlarına ilişkindir. Bağımsız bir dava ile istenebileceğinin vurgulanmasıdır. Yoksa ihbar öneli süresi içerisinde eylem ve işlemlerle ilgili bir anlatımı yoktur.
Konuya ilişkin temel düşünce Medeni Kanunun ikinci maddesidir. Buna göre; eğer işveren akçalı yükümlülüklerden kaçma için fesihte bulunuyorsa ihbar süresi içerisinde doğan haklardan işvereni sorumlu tutulmalıdır. Bu yolla işverenin fesih hakkı dürüstlük kuralı denetimine tabi olmaktadır. Örneğin toplu iş sözleşmesinin ücret artışı dönemlerinden birkaç gün önceki fesihlerde bu yöntemle toplu iş sözleşmesinden yararlandırılmama düşüncesi ortadan kaldırılmaktadır. Somut olayda böyle bir hukuki olgu bulunmamaktadır.
Öte yandan bir kısım öğreti de peşin ödeme yapılmadan yapılan fesihlerde ihbar süresi kadar bir süre için iş sözleşmesi devam eder düşüncesi savunulmaktadır. Buna katılınsa dahi 1475 sayılı Kanunda bunu doğrulayan bir hüküm bulunmamaktadır. Kaldı ki bu süre içerisinde işçi ve işverenin davranışı nasıl denetlenebilir? Bu konuda da boşluk bulunmaktadır.
Sonuç olarak işveren fesih bildiriminde bulunarak iş sözleşmesine son vermiştir. Çünkü irade bildirimi konusu yenilik doğuran bir hak oluşu nedeniyle hukuki sonuçları tebliğle doğar. Bunun karşılığı ihbar ve kıdem tazminatıdır. Davalı kıdem tazminatını ödemiş ihbar tazminatını ödememiştir. Yerel mahkeme ihbar tazminatına karar vermiştir. Bozma kararı içeriğine göre işçinin emeklilik için başvurusu onu cezalandırmak sonucunu doğurmaktadır. İş sözleşmesi feshedilen bir işçinin bir sosyal güvenlik hakkından yararlanmak istemesini değerlendirmek adalet duygusunu incitir. Yukarıdaki anlatmaya çalışılan fiili ve hukuki olgular doğrultusunda kararın onanması düşüncesiyle, çoğunluk görüşünün bozma kararına katılamıyorum.
Full & Egal Universal Law Academy