(4721 S. K. m. 2)
Dava: Taraflar arasındaki uğranılan şirket zararı ile fazla ödemelerden doğan alacağın tahsili davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hüküm süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davalılar avukatınca istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 5.7.2005 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalılar adına Avukat K. H. Gökçeoğlu ve H. Abaslı ile karşı taraf adına Avukat E. Yakar geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalılardan S. E. Koç'un tüm temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Davalılardan F. L. Evcimen iş kazasına maruz kalan davalının vekili sıfatıyla 1136 sayılı Avukatlık Kanunu kapsamında davalı S. E. Koç adına icra takipleri yürütmüş olup, fazla tahsilat iddiasıyla doğrudan sorumlu tutulması mümkün değildir. Adı geçen davalının kötü niyetli olarak hareket ettiği ileri sürülmediği gibi bu hususta kanıt da sunulmamıştır. O halde, davalılardan F. L. Evcimen yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, mahkemece isteğin kabulü cihetine gidilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, davalı yararına takdir edilen 400 YTL. duruşma avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 05.07.2005 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
Davacı S.E. Koç tarafından davalılar Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu ile S. Turizm Ticaret Limitet Şirketine karşı Ankara 5. İş Mahkemesinin 1996/1800 esas sayılı dava dosyası ile açılan davanın yapılan yargılaması sonunda verilen 30.4.2001 gün ve 2001/242 sayılı kararla davacının karşılanmamış zararı 22.502.293.742 TL. olarak belirlenmiş ve bu davada ki taleple bağlı kalınarak 11.902.619.282 TL. nin her iki davalıdan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Bu karar davalılardan Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu tarafından temyiz edilmiş ve 21.Hukuk Dairesinin 19.11.2001 günlü kararıyla bu davalı yararına bozulmuş olup, aynı mahkemede yeniden yapılan yargılama sonunda bu kere davacının maddi zararı 11.502.619.282 TL. olarak belirlemiş ve 10.6.2002 günlü kararda Davalı S. Turizm Ticaret Limitet Şirketi hakkında verilen hüküm kesinleştiğinden yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığı da belirtilmiş ve bu kararda şirket tarafından temyiz edilmemiştir.
Bu kere S. Turizm Ticaret Limitet Şirketi açtığı dava ile gerçek davacı zararının 11.902.619.282 TL. olduğunu belirterek bu miktarla sorumlu olmasının tesbiti ve fazla tahsil edilen miktarın iadesini istemektedir.
Burada tartışılması gereken husus her iki davalı arasındaki bağlantının niteliğidir.
Davacı tarafça her iki davalıya karşı birlikte dava açılmıştır. Davacı alacaklı, müteselsil borçlulardan her birine karşı ayrı ayrı dava açabileceği gibi, birlikte de dava açabilir. Hukuk Muhakemeleri Usul Yasasının 43.maddesinde ihtiyari dava arkadaşlığı düzenlenmiştir. İhtiyari dava arkadaşlığı mümkün olabilmesi için dava konusu hak ve borcun ortak olması gerekir. Burada TÜBİTAK personel taşıma işini diğer şirkete vermiş ve şirket aracının ve sürücüsünün kusurlu eylemi nedeniyle davacı zarara uğramış olup, bu kesinleşen mahkeme kararlarıyla da sabittir. Yine dava aynı sebepten doğmuştur. O halde her iki davalı arasında ihtiyari dava arkadaşlığı mevcuttur. Kural olarak dava arkadaşları birlikte hareket ederler. Ancak ihtiyari dava arkadaşlarından her biri hükmü yalnız kendisi için temyiz edebilir. Süresinde temyiz yoluna başvurmamış olan ihtiyari dava arkadaşları hakkında hüküm kesinleşir. Diğer dava arkadaşının temyizi üzerine hüküm bozulursa, bu bozmadan temyiz yoluna başvurmamış olan ihtiyari dava arkadaşı yararlanamaz. (HGK. 24.2.1984 2/657-150). Davada verilen ve temyiz edilmeyerek kesinleşen mahkeme hükmü davacı ile temyiz etmeyen arasında kesin hüküm teşkil eder. Ancak mahkemenin kararı davalı tarafta ki ihtiyari dava arkadaşları arasında karşılıklı taraf olmadıkları için kesin hüküm teşkil etmez.
Bütün bu anlatımlar karşısında 22.502.293.742 TL. lik ilk hükmü temyiz etmeyen davalı şirket ile davacı arasında kesin hüküm durumu oluştuğundan, bu kesin hükmü bertaraf edecek şekilde karar veren mahkeme hükmünün bozulması görüşündeyiz. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy