(4857 S. K. m. 19, 20)
Dava: Davacı, feshin geçersizliği ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, davayı reddetmiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre,
Sonuç: Yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 13.1.2005 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY :
Davacı iş sözleşmesi 30.3.2004 tarihinde 26.6.2003 tarihinde norm kadro raporunda toplam 1523 fazla personel bulunduğunu, yeniden yapılandırma ve kurum zararı gerekçe gösterilerek yaşlılık aylığı almaya hak kazandığı belirtilerek iş sözleşmesi ihbar, kıdem tazminatları ödenmek üzere feshedilmiştir.
Davacı personel istihdamı kararları olduğundan feshin geçersizliğine ve işe iade ile tazminat ve boşta geçen süre ücretinin belirlenmesini istemiştir.
Mahkemece davacının ihbar tazminatını almadan 31.3.2004 tarihinde SSK.na başvurarak yaşlılık aylığı talebinde bulunduğunu 2.4.2004 tarihinde ise ihbar tazminatını aldığını, ihbar süresi bitmeden emekli olması nedeniyle iş sözleşmesini kendisinin feshettiğini belirterek davayı reddetmiştir.
Fesih bildirimi bozucu yenilik doğuran bir hakkın kullanımı olup, karşı tarafa varmakla sonuçlarını doğurur. Bu bakımdan davacı işçiye ulaşan fesih bildiriminin açık ve kesin olarak işçinin yeterliliğine veya davranışlarına yada işletmenin işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir nedene dayanıp dayanmadığının mahkemece tespiti ve sonucuna göre karar verilmesi gerekir.
Gerçekten dairemizin öğreti de kabul gören uygulaması 4857 sayılı iş kanununun 19. maddesi uyarınca yapılan fesih bildiriminin sonuçlarını doğurmadan ihbar süresi dolmasa da bildirim tarihinden itibaren bir ay içinde işe iade davasının açılması koşulunun aranması yönündedir.
Öte yandan yasada öngörülen yargılama sürelerine fiili imkansızlık nedeniyle uygulamaması sonucunda uzun süre ücret gelirinden yoksun kalabilecek işçilerin koşullarını karşılıyorsa yaşlılık aylığı almak için sosyal güvenlik kuruluşuna başvurmasını işçinin feshi olarak kabul etmek mümkün olmadığı gibi sosyal gerçeklere de uygun düşmemektedir.
Kaldı ki yaşlılık aylığı alan işçinin mahkemece işe iadeye karar verilmesi halinde 506 sayılı kanunun 63. maddesi uyarınca yeniden çalışmaya başlamaları da mümkündür.
Bu nedenle işten çıkarılan işçiler yerine işçi alan davalı işverenin feshi geçerli nedene dayanmadığından işe iadeye karar verilmesi gerekirken davanın reddi hatalı olduğundan kararın bozulması düşüncesiyle çoğunluk onama kararına katılamıyorum.
KARŞI OY : Uyuşmazlık, işçinin iş sözleşmesinin fesih sonrası emekli olmasının işe iade davasının etkisi olup olmaması konusunda toplanmaktadır.
Kural olarak fesih bir irade beyanıdır. İş hukukunda irade beyanı karşı tarafa varması gerekir ( İş K. m.19, 20 ). Hukuki sonuçların doğması bağlıdır.
Fesih hakkı içeriğine göre bozucu yenilik doğuran haklardandır. Tür açısından bir hukuki ilişkiyi ortadan kaldırır.
Emeklilik ise bir sosyal güvenlik hakkıdır. Kurucu yenilik doğuran bir haktır.
Her iki hak ilke olarak çatışmaz. Çünkü muhataplar farklı olduğu gibi işlevleri de farklıdır.
Davacının iş sözleşmesi işverence 30.3.2004 tarihinde fesih edilmesi ile sonuçları dolayısıyla işçinin de Kanundan doğan işe iade dava hakkı doğar.
İşçinin daha sonra Sosyal Sigortalar Kurumuna başvurarak ( 31.3.2004 ) emeklilik isteminde bulunması onun dava hakkını ortadan kaldırmaz. İhbar tazminatını alsa dahi sonucuna etkili olmaz.
Çünkü emekli olan bir işçinin işe iadesini engelleyen yasal bir engel bulunmamaktadır.
Aksi halde işçi bir taraftan işsiz kalmakta, öte yandan kaderini bitmesi yasal süreleri aşacağı mutlak olan ve sonucu alacağında böyle durumlarda işçinin ve ailesinin hangi parayla yaşamını devam edeceği sorunu ortaya çıkar. Öte yandan işçiye riske gir gibi kabul edilmesi zor bir yola yönlendirmiş oluruz ki bu tür bir çözüm en azından adalet duygusunu incitir. İşçinin öncelikle amacı işe girmektir. Başka bir anlatımla istihdamdır. Yasa da bunu öngörmüştür.
Sayılan bu nedenlerle işçinin işe iade davasının dinlenilmesi gerekir. Mahkemece aksi yorumla davanın reddi ve bu hükmü onayan Dairemiz çoğunluğu görüşüne katılamıyorum.
Full & Egal Universal Law Academy