(4857 S. K. m. 17, 18, 21) (1475 S. K. m. 14)
Dava: Davacı, ihbar, kıdem ve kötü niyet tazminatları, ücretli izin, giyecek, yakacak ve maaş alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, 22.04.2004 tarihli dilekçesi ile, hizmet sözleşmesinin haksız feshedildiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin alacaklarının davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı, hizmet aktinin, vize harici işçi çalıştırılması yasak olduğundan feshedildiğini ve bu nedenle davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, 06.10.2004 tarihinde, davacının ihbar tazminatı ve yıllık izin alacaklarının kabulüne karar verilmiştir.
Oysa; davacı tarafından, 20.04.2004 tarihinde diğer yedi işçi ile birlikte feshin geçersizliği, işe iade ve bunun sonuçlarına ilişkin dava açıldığı, 28.10.2004 tarihinde isteğinin kabulüne karar verildiği; dairemizce 25.01.2005 tarih; 2004/32277 Esas, 2005/1472 Karar sayılı kararla onandığı anlaşılmaktadır.
4857 Sayılı Kanunun 21. maddesine ve dairemizin kararlılık kazanan uygulamasına göre, işe iadesine karar verilen işçi, kararın kesinleşmesinden itibaren yasal süre içinde işverene başvurduğu takdirde, hizmet sözleşmesi çalıştırılmadığı dört ay kadar uzamış olacak; işveren tarafından işe başlatılması veya başlatılmaması halinde davacının kıdem, ihbar tazminatı, yıllık izin ve diğer işçilik hakları bu süre sonuna göre belirlenecektir.
Bu nedenle; işe iade davası yanında işçi tarafından kıdem ve ihbar tazminatı davası açılması halinde; işe iade davası sona ermişse, kesinleşmesi, kesinleştikten sonra da, 4857 Sayılı Kanunun 21. maddesine göre işçinin kararın infazı için başvurup başvurmadığı, başvurmuşsa işveren tarafından işe başlatılıp başlatılmadığı araştırılmalı, bu konuda işçi ve daha sonra işverene verilen sürenin sonu beklenmeli, sonucuna göre kıdem, ihbar tazminatı ve yıllık izin alacakları hakkında bir hüküm kurulmalıdır.
Yazılı şekilde, işe iade davasının ve infazının sonuçları beklenmeden hüküm kurulması hatalıdır.
2- Kabule göre:
Davalı vekili davacının yıllık izin kullandığına dair bir kısım belgeler sunmuştur. Bu belgeler hakkında davacı asilden diyecekleri sorulmalı, sonucuna göre bir karar verilmelidir. Eksik soruşturma ile karar verilmesi doğru değildir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 23.06.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.
KARŞI OY :
Davacı, hizmet akdinin haksız feshedildiğini ileri sürerek ihbar ve kıdem tazminatları talebinde bulunmuştur.
Ancak, davacı bu arada feshin iptali ve işe iade talepli ayrı bir dava açmıştır.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden ve her iki davaya ait karar örneklerinden işe iade davasının 20.04.2004, tazminat davasının ise 2.04.2004 tarihlerinde açıldığı görülmektedir.
Tazminat davası 06.10.2004 tarihinde sonuçlanmış ve davacının iddia ettiği şekilde feshin haksız olduğu kabul edilerek talep doğrultusunda karar verilmiş olup, karar davacı tarafça temyiz edilmiştir.
Davacı bu şekilde bir dava açmakla akdin askıda olmadığını ve kesin olarak sonuçlandığını kabul ederek temyiz yoluna gitmemiştir. Bu durumda davacı yararına işe iade kararı verilmesini engelleyen hukuki bir sonuç ortaya çıkmıştır. İşe iade davası ise 28.10.2004 tarihinde sonuçlanmış ve işe iade kararı verilmiştir. İşe iade kararı verilmesi halinde fesih işlemi geçersiz sayılmaktadır. Ancak, bu davada davacı yönünden temyiz edilmeyerek kesinleşen bir fesih işleminin mevcut olduğu ortaya çıkmış olup, işe iade kararının uygulama olanağını davacı ortadan kaldırmıştır. Aynı mahkemede görülen davaların sonuçlan irdelenmeden karar verilmesi nedeniyle böyle bir durum ortaya çıkmış olup, işe iade davası hüküm ve sonuç doğurmayacağından, işe iade davasının sonucuna göre karar verilmesine işaret eden bozma kararına katılmamız mümkün olamamıştır. Bu durumda mevcut tazminat dava dosyası üzerinden temyiz incelenmesi yapılması gerekmektedir, çünkü davacının iradesi bu şekilde belirtilmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy