(4857 S. K. m. 26)
Dava: Davacı, kıdem ve dekanlık tazminatı ile ücret farkı alacağının ödetilmesine, karşı davacı ise ihbar tazminatının tahsili davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle her iki davanın reddine ilişkin hüküm süresi içinde temyizen incelenmesi taraflar avukatınca istenilmesi ve davacı Avukatınca da duruşma talep edilmesi üzerine dosya. incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 5.7.2005 Salı günü tayin edilerek tarafların çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davacı ve karşı davalı adına Avukat S.A. ile karşı taraf adına Avukat O.K. geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı işçi, davalı özel üniversitede tıp fakültesi dekanı olarak çalıştığını ve ödenmeyen hakları ile işverence iş koşullarında değişikliğe gidilmesi sebepleriyle haklı olarak iş sözleşmesini feshettiğini ileri sürerek kıdem tazminatı ile diğer bazı işçilik haklarına dair isteklerde bulunmuştur.
Davalı işveren ise, davacının haklı bir neden olmaksızın işyerinden ayrıldığını ileri sürerek isteklerin reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuş ve davacı işçi aleyhine açılan karşı davada ihbar tazminatı talep edilmiştir.
Mahkemece, davalı işveren tarafından davacının bazı işçilik haklarının uzun süre ödenmemesine rağmen davacı işçi tarafından 4857 sayılı İş Kanununun 26. maddesinde öngörülen hak düşürücü süreler içinde bir fesih yoluna gidilmediği gerekçesiyle davaya konu isteklerin reddine karar verilmiştir. Bu arada, davacı işçinin süresinde fesih yapması halinde bu feshi haklı olarak değerlendirileceğinden söz edilerek davalı işverenin açmış olduğu karşı davanın da reddi cihetine gidilmiştir.
Davacı işçi ödenemeyen bir kısım işçilik haklarını ileri sürerek iş sözleşmesini feshettiğine ve bu alacakların ödenmediği iddiasıyla davaya konu ettiğine göre, fesih nedenleri bakımından süregelen bir durum söz konusudur. Bir başka anlatımla, işçilik haklarının ödenmemiş olunması ve bu durumun devam etmesi halinde 4857 sayılı İş Kanununun 26 maddesinde öngörülen hak düşürücü sürelerin işlemeyeceği kabul edilmelidir. Böyle olunca mahkemece anılan yasada öngörülen fesih için aranan hak düşürücü sürenin geçtiğinden bahisle sonuca gidilmesi hatalı olmuştur. Kıdem tazminatı isteği yönünden işin esasına girilerek davacı işçinin feshinin haklı olup olmadığı bir değerlendirmeye tabi tutulmak suretiyle karar verilmelidir.
Davacı işçinin iş sözleşmesinin feshinin haklı bir nedene dayanmadığının anlaşılması halinde ise, karşı davaya konu ihbar tazminatı isteğinin kabulü cihetine gidilmelidir.
Öte yandan davacının kıdem tazminatı dışında kalan talepleri yönünden hak kazanma fesihten bağımsız olduğu halde, anılan isteklerinde hak düşürücü süre sebebiyle reddi hatalı olmuştur. Mahkemece, davaya konu isteklerin uzun süre talep edilmediği halde daha sonra bu davada talep edilmiş olunmasının Medeni Kanunun 2. maddesine aykırılık oluşturduğu şeklinde karar verilmesi de isabetli değildir. Davacının davaya konu ettiği kıdem tazminatı dışında kalan istekleri yönünden de dosyada bulunan bilirkişi raporu ile tarafların bu rapora itirazları bir değerlendirmeye tabi tutularak ve gerekirse ek rapor alınmak suretiyle sonuca gidilmelidir. Davacının kıdem tazminatı dışında kalan talepleri yönünden haklı olması durumunda isteklerin kabulüne karar verilmelidir. Bu konuda da eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, davalı yararına takdir edilen 400 YTL.duruşma avukatlık parasının davacıya, davacı yararına takdir edilen 400 YTL. duruşma avukatlık parasının davalıya yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 5.7.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy