(4857 S. K. m. 18, 19, 20/3)
Dava: Davacı işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, davayı reddetmiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı işçi, iş sözleşmesinin geçerli sebep olmadan feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliği ile işe iadesine ve buna bağlı tazminat ile boşta geçen süre ücretinin hüküm altına alınması isteğinde bulunmuştur.
Davalı işveren "iş sözleşmesinin işletmenin gereklerine, dayandığını, 52 yaşını geçen ve emekliliğine hak kazanan işçilerden verim alınamadığını, feshin geçerli nedenlere dayandığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece "Davalı idare tarafından alınan yönetim kurulu kararı gereğince davacının iş akdinin sona erdirildiği bu sona erdirme gerekçesinin 18. maddede sözü edilen işletmenin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebep olarak kabul edilmesi gerektiği davalı idarenin sosyal bir denge güderek öncelikle SSK açısından emekliliği gelmiş ve 52 yaş ve üstü işçilerden başlamak suretiyle fesih yoluna gitmiş olması da feshin son çare olarak düşünüldüğünü açıkça göstermektedir" gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyada ki bilgi ve belgelere göre davacının iş sözleşmesi "emekli aylığı bağlanmasına hak kazanması, işe yoğunlaşmasının ve iş veriminin giderek azalması ve hizmetine ihtiyaç duyulmaması sebebiyle" gerekçesi ile feshedilmiştir. Belirtilen işe yoğunlaşmama ve verim azlığı işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından kaynaklanan nedenlerdir. 4857 sayılı İş Kanununun 19. maddesi uyarınca, İşveren fesih bildirimini yazılı olarak yapmak ve fesih sebebini açık ve kesin bir şekilde belirtmek zorundadır. İşverenin sözü edilen kanunun, 25 inci maddesinin ( II ) numaralı bendi şartlarına uygun fesih hakkı saklı olmak şartı ile, hakkındaki iddialara karşı savunması alınmadan bir işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesi, o işçinin davranışı veya verimi ile ilgili nedenlerle feshedilemez. Somut olayda davalı işveren davacının savunmasını almadığı gibi, hizmetine ihtiyacı olmadığını da kanıtlamış değildir. Davanın kabulü yerine yazılı şekilde reddi hatalı bulunmuştur.
4857 sayılı İş Kanunun da düzenlenen ve feshin geçersizliğinin sonucuna bağlanan işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücret alacağı, davalı başvurusu ve davalının işe başlatmaması halinde uygulanması gereken tespit niteliğinde hüküm olduğundan talep olsun olmasın, resen miktar belirtilmeksizin karar altına alınmalıdır. Ayrıca tespit niteliğindeki bu hüküm nedeni ile karar harcı ve vekalet ücretinin maktu olarak takdiri gerekir.
4857 Sayılı İş Kanunun 20/3. maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle,
1 ) Ankara 6. İş Mahkemesinin 10.11.2004 tarih ve 634 - 125 sayılı kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2 ) Davalı işverence yapılan FESHİN GEÇERSİZLİĞİNE VE DAVACININ İŞE İADESİNE,
3 ) Davacının yasal süre içinde başvurusuna rağmen işverence süresi içinde işe başlatılmaması halinde ödenmesi gereken tazminat miktarının davacının kıdemi, fesih nedeni dikkate alınarak takdiren davacının 4 aylık ücret tutarı olarak belirlenmesine,
4 ) Davacının işe iade için süresinde işverene başvurması halinde kararın kesinleşmesine kadar en çok 4 aylık brüt ücret haklarının davalıdan alınarak davacıya ödenmesi gerektiğinin
5 ) Harç peşin alındığından başka harç alınmasına mahal olmadığına,
6 ) Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret tarifesi uyarınca 350.00 YTL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
7 ) Davacı tarafından yapılan 29.00 YTL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, davalının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
8 ) Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde ilgilisine iadesine,
Kesin olarak 31.1.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy