(1475 S. K. m. 13) (4857 S. K. m. 17)
Dava: Taraflar arasındaki, kıdem ve kötü niyet tazminatı ile senelik ücretli izin alacağının ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı sebeplerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ait hüküm süresi içerisinde duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalı avukatınca istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 2.11.2004 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü adına Avukat Eylem S. Güzel geldi. Karşı taraf adına kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Karar: 1- Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı yasal gerektirici nedenlere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı işçi, sendika üyesi olduğunu, muvazaa iddiasına dayalı olarak toplu iş sözleşmesinden yararlanma için işverene karşı dava açtığını ve bu davasının kabulle sonuçlandığını, işverenin dava açan ya da ihtarname çeken işçileri işten çıkardığını ileri sürerek kötü niyet tazminatı isteğinde bulunmuştur.
Davalı işveren ise, taşeron firmanın sözleşme süresinin sona erdiğini ve kötü niyetli bir feshin bulunmadığını savunmuştur.
Mahkemece, davacının ve bir kısım işçilerin daha önce açtığı ve kesinleşen davalar nedeniyle taşeron firmalarla davalı arasında yapılmış olan sözleşmelerin muvazaaya dayandığının belirlendiği, davalı işyerinin özelleştirilmesinden sonra işverenin taşeron işçisi gibi gösterilen işçilerden dava açmayanların aday işçi adı altında C kadrosuna geçirildiği, haklarını dava yoluyla talep eden işçilerin ise topluca işten çıkarıldığı gerekçesiyle kötü niyet tazminatı isteğinin kabulüne karar verilmiştir.
Davacı işçi, kötü niyetli olarak iş sözleşmesinin feshedildiğine dair iddiasını tanık beyanları ile ispata çalışmıştır. Bu konuda dinlenen davacı tanıklarından ikisi aynı sebeplerle işten çıkarıldıklarını ileri sürmüşlerdir. Bu nedenle, bu davanın kabul yönünde sonuçlanmasında menfaatleri bulunmaktadır. Sair iki davacı tanığı ise emekli olmak suretiyle işyerinden daha önce işyerinden ayrılan kişiler olup fesihle ilgili somut bir bilgileri bulunmamaktadır. Böyle olunca, salt bu tanık anlatımlarıyla sonuca gidilmesi doğru olmaz.
Öte yandan davalı vekilince dosyaya işverenin çeşitli birimlerine gönderdiği bazı gizli yazılar sunulmuş, 17.10.2003 ve 4.11.2003 günlü bu yazı içeriklerine göre, taşeron işçiliğinden aday işçiliğe geçirilenlerden dava açan ve isimleri bildirilen bir kısım işçiler hakkında çeşitli tutanaklar tutulması istenmiştir. Her iki yazı ekinde bulunan listede davacı ismi yer almadığı gibi esasen bu yazıların tarihi davacı işçinin iş sözleşmesinin feshinden çok sonraya aittir. Bu sebeple aynı uygulamaya davacı işçi yönünden de gidilip gidilmediği dosya içeriğinden anlaşılamamaktadır. Bir başka anlatımla, davacı işçiyle ilgili anılan yazılarda belirtildiği gibi performans düşüklüğü veya verimlilik yönünden çeşitli tutanaklar düzenlenip düzenlenmediği araştırılmalıdır.
İşverene karşı dava açan işçilerden kaçının çıkarılmış olduğu, davalarından feragat edenlerin sayısı ve bunların kaçının çalışmaya devam ettiği, dava açan veya ihtar çeken işçilerden halen işyerinde çalışmaya devam eden olup olmadığı ve bunların sayısının tespiti de uyuşmazlığın çözümü bakımından önemlidir.
Mahkemece, davacının kötü niyet tazminatı konusunda eksik incelemeyle karar verilmesi hatalı olup, kararın bu yönden bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz edilen kararın yukarda yazılı sebepten BOZULMASINA, Davalı yararına takdir edilen 375.000.000 TL. duruşma avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının istem halinde ilgiliye iadesine, 2.11.2004 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
Davacı kötü niyet tazminatı talebinde bulunurken delil olarak tanık beyanları yanında işçileri davalarından feragat etmeye yönelik çalışmalarda bulunulduğunu ve bu eylemlerin işverenin kötü niyetinin göstergesi olduğunu belirterek bir kısım yazılı belgeler sunmuş olup, kendisinin de daha önce işçilik alacakları sebebi ile dava açtığını ve bu sebeple işine son verildiğini ileri sürerek kötü niyet tazminatı talebinde bulunmuştur.
Davacının sunduğu işveren belgesinde;
dava açan personelin bir aylık deneme süresi sonunda iş akitlerinin sona erdirilmesine karar verilmiştir...denilmekte olup, ekinde sunulan listede davacının ismi yer almamaktadır. Ayrıca davacının daha önce işverene karşı dava açtığı da belirlenmemiş ve bununla ilgili dosyanın getirtilmesi davacı tarafça istenmemiştir. Böyle bir dosyanın bulunması halinde ise o davanın dava açma ve bitim tarihlerinin de irdelenmesi gerekirdi.
Dinlenen tanık beyanlarına değer verilmediğine göre, kötü niyetin kanıtı olarak sunulan işveren yazılarının da davacı yönünden kanıt oluşturacağı kabul edilemez. Kötü niyet tazminatının kabulü için belli kanıtların bulunması ve bu kanıtların her bir işçi için ayrı ayrı tespiti gerekir. Dosyaya sunulan kanıtlarla davacı işverenin kötü niyetli olduğunu kanıtlayamadığından kararın kötü niyet tazminatı yönünden bozulması gerektiği görüşündeyim.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy