(1475 S. K. m. 17) (818 S. K. m. 325) (1086 S. K. m. 74)
Dava: Taraflar arasındaki, ücret alacağının ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle reddine ilişkin hüküm süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davacı avukatınca istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 25.1.2005 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davacı adına Avukatın İlker Peksezer geldi.Karşı taraf adına kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı işçi davalı şirketin güvenlik müdürü olarak 1.5.2000 başlangıç tarihli ve 2 yıl süreli sözleşme ile çalışmaya başlamıştır. 19.6.2000 tarihinde iş sözleşmesinin 10 maddesi gerekçe gösterilerek ve 15 günlük ücreti peşin ödenerek davacının iş sözleşmesi davalı işverence feshedilmiştir. Davacı işçi, açmış olduğu bu davada bakiye süreye ait ücret isteğinde bulunmuştur.
Mahkemece, davacının işletme müdürü ile genel müdüre hakaret ettiği, bu nedenle davacı işçinin iş sözleşmesinin işverence feshinin 1475 sayılı İş Kanunun 17/II ç maddesine aykırılık oluşturduğu gerekçesiyle isteğin reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasında imzalanan iş sözleşmesinin 10. maddesinde, " Şirket de, İlgilinin görevinin gerektirdiği işlerin sona ermiş bulunması veya hizmetinden yeteri kadar yararlanılamaması hallerinde 15 gün önceden haber vermek koşuluyla veya çalışanın sözleşme hükümlerine aykırı ve görevi ile bağdaşmayacak hal ve hareketlerinin saptanması durumunda ihtar ve ihbara gerek kalmaksızın sözleşmeyi her zaman feshedebilir" şeklinde kurala yer verilmiştir. Davalı işverence düzenlenen fesih yazısında, herhangi bir neden gösterilmeksizin sözleşmenin anılan hükmü uyarınca iş sözleşmesinin feshedildiği belirtilmiş ve feshin tebliğini izleyen 15 günlük ücretin de peşin olarak ödendiği açıklanmıştır. Cevap dilekçesinde de, davacının hizmetlerinden yeterince yararlanılamadığı için iş sözleşmesinin anılan sözleşme hükmü uyarınca sona erdirildiği belirtilmiştir.
Yapılan bu açıklamalara göre, davacının iş sözleşmesinin davalı işverence haklı nedene dayalı olarak değil, hizmetlerinden yeterince yararlanılamadığı iddiasıyla feshedildiği ortaya çıkmaktadır. Hizmetlerinden yararlanılamama durumunun da davacının kusurundan kaynaklandığı hususu dosya içeriğine göre kanıtlanabilmiş değildir. Davacıya işi ile ilgili ve uygulamakta olduğu proje noktasında herhangi bir ihtarda bulunulmamıştır.
Mahkemece, davalı tarafından savunmada ileri sürülmeyen ve feshe dayanak yapılmayan bir hususun hükme esas alınarak sonuca gidilmesi doğru olmamıştır. Bilirkişi tarafından hesaplanan bakiye süre ücreti yönünden mahkemece bir değerlendirme yapıldıktan sonra, Borçlar Kanununun 325. maddesi uyarınca gerekli araştırma yapılmalı ve indirim hususu da düşünülmek suretiyle bir karar verilmelidir. Mahkemece eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, Davacı yararına takdir edilen 400.000.000 TL. duruşma avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 25.1.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy