(1475 S. K. m. 14) (3095 S. K. m. 1) (4857 S. K. m. 17)
Davacı, ihbar ve kıdem tazminatı faiz alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, kıdem tazminatı gecikme faizinin tahsiline ilişkindir. Davacı, dava dilekçesinde kıdem tazminatı faizinin 3095 Sayılı Kanun hükümlerine dayanak yapılarak çıkarılan Merkez Bankası Tebliğ Hükümlerine göre yıllık % 60 yasal faiz oranlarına göre hesaplanıp karar verilmesinin istemiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda; davacının yasal temerrüt faizi isteğinde bulunduğunu bu faizin ise en yüksek mevduat faizinden düşük olduğunun belirtilerek taleple bağlılık ilkesi gereğince yasal temerrüt faizi üzerinden hesaplama yapmıştır.
Davacının hizmet sözleşmesinin 8.1.2001 tarihinde feshedildiği taraflar arasında çekişmesizdir. 1475 Sayılı İş Kanunu'nun 14. maddesine göre, kıdem tazminatına fesih tarihinden itibaren bir yıllık mevduata uygulanan en yüksek faizin uygulanması gerekir. Dava 11.9.2003 tarihinde açıldığına göre, öncelikle bankalardan, kıdem tazminatının miktarı da belirtilmek suretiyle, 8.1.2001, 8.1.2002, 8.1.2003 tarihlerinde bir yıllık mevduata uygulanan en yüksek faiz sorulup, buna göre kıdem tazminatı faiz alacağı hesaplattırılmalıdır. Kararda belirtilen miktardan fazla çıktığı takdirde davalı lehine doğacak usulü kazanılmış hak ilkesi de gözönüne alınarak hüküm kurulmalıdır. Yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, 08.12.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy