(4857 S. K. m. 18, 20, 21)
Dava: Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı işçi, iş sözleşmesinin geçerli sebep olmadan feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliği ile işe iadesine ve buna bağlı tazminat ile boşta geçen süre ücretinin hüküm altına alınması isteğinde bulunmuştur.
Davalı işveren belediyenin SSK, Vergi Dairesi ve 3.kişilere muhtelif borçlarının trilyonları aştığını, emekli olan işçilerin haklarının dahi ödenmesinde zorluk çekildiğini, önceki yönetim tarafından ihtiyaç olmadığı halde işe alınan işçilerin çıkartıldığını, işçi çıkarmanın keyfi değil zaruri nedenlerden doğduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, belediyenin hangi işçilere ihtiyacı olduğu belirlenmeden, ilk giren son çıkar ilkesine ve herhangi bir kıstasa uymadan hizmet akitlerinin feshedildiği, toplu işçi çıkarma koşullarına da uyulmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm, davacı ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
4857 Sayılı İş Kanunu'nun 18.maddesinde iş sözleşmesinin işveren tarafından işletmenin, işyerinin ve işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanılarak feshedilebileceği düzenlenmiştir. İşletmeyi veya işyerini etkileyen objektif nedenlerle ortaya çıkan işgücü fazlalığı sonucunda, işçinin işyerinde çalışma olanağı ortadan kalkmış ise fesih için geçerli bir sebebin varlığından söz edilir. İşveren amaç ve içeriğini belirlemekte serbest olduğu işletmesel kararlar alabilir. Ancak, işletmesel karar sonucunda, tedbir olarak düşünülen feshin zorunlu hale gelmiş olması gerekir. Başka bir anlatımla işverenin fesih konusunda keyfi kararları yargı denetimine tabidir. Kısaca fesih, son çare olmalıdır.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 20/2.maddesine göre feshin geçerli bir nedene dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşveren, işletmesel kararı uygulamak için aldığı tedbirin feshi zorunlu kıldığını kanıtlamalıdır.
Dosyadaki bilgi ve belgelere göre davalı belediye, ekonomik sıkıntısına ilişkin bir kısım belge ve deliller sunmuştur. Bölge çalışma Müdürlüğü tarafından düzenlenen tutanağa göre, davalının İller Bankası tarafından verilen ödeneklerinden kamuya ait borçları nedeniyle kesintiler yapıldığı da anlaşılmaktadır. Davalının icra takibi altında olduğunu gösteren dosyalar getirtilip incelenmemiştir. Buna göre öncelikle, mahkemece davalının ekonomik nedene ilişkin delilleri toplanmalı, gelirleri ile mevcut personel ve diğer giderlerine göre gerçekten ekonomik krizde bulunup bulunmadığı araştırılmalı; ekonomik kriz söz konusu ise, davacının çalıştığı bölümde ve diğer bölümlerde işçilerin işe giriş tarihlerinin, davacının en son alınan işçilerden olup olmadığının, fesihten sonra yeni işçi alınıp alınmadığının saptanması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik soruşturma ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Kabule göre de,
Davacının hizmet süresi bir yıldır. Buna göre, alt sınırdan tazminat belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde, nedenleri de gösterilmeksizin üst sınırdan tazminata hükmedilmesi hatalı olduğu gibi işe iade ve sonuçlarına ilişkin karar tesbit niteliğinde olup, Dairemizin kararlılık kazanan uygulamasına göre tazminat ve boşta geçen süre ücretinin sadece süre olarak belirtilmesi ile yetinilmesi, miktar gösterilmemesi gerekmektedir. Yazılı şekilde tazminat ve boşta geçen süre ücretinin rakamsal olarak miktarının belirtilmesi de doğru değildir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 26.05.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy