(4857 S. K. m. 2, 18, 19, 20, 21, 22)
Dava: Davacı, feshin geçersizliği ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkeme, isteği kabul etmiştir. Hüküm süresi içerisinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı işçi, iş sözleşmesinin sendikal sebeple işverence feshedildiğini belirterek feshin geçersizliğine, işe başlatılmadığı takdirde ödenmesi gereken bir senelik tazminat ile çalıştırılmadığı süre için en çok dört aylık ücretin belirlenmesine karar verilmesi isteğinde bulunmuştur.
Davalı işveren, işyerinde yapılan yatırımlar, teknolojik iyileştirme ve otomasyon çalışmaları çerçevesinde gerçekleştirilen yeniden yapılanma çalışmaları sonucunda, itfaiye ve güvenlik hizmetlerinin başka bir uzman firma aracılığıyla karşılanmasına ve İtfaiye ve Güvenlik kadrolarında çalışan işçilerin öncelikle işletmede değerlendirilmesine karar verildiğini, davacıya 4857 S. İş Kanunu'nun 22. maddesine uygun olarak, yazılı bir şekilde, göreve uygun eğitim verilmek suretiyle, başka bir bölümde çalışacağı hususunun tebliğ edildiğini, ancak davacının görev ve çalışma koşullarının değiştirilmesini kabul etmediğini belirterek aynı tarih hizmet akdini 4857 S. İş Kanunu'nun 24/II-f maddesine istinaden feshetmesi üzerine kendisine hak ettiği kıdem tazminatının ödendiğini, davacının sendika üyesi olduğuna ait her hangi bir bildirim yapılmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece taşeronluk sözleşmesinin 4857 S. İş Kanunu'nun 2/son maddesine aykırı şekilde, işletme ve işyerinin gereği ile teknolojik sebeplerle uzmanlık gerektiren her hangi bir iş bulunmasına karşın, asıl işin bölünerek alt işverene verilmek suretiyle taşeronluk ilişkisinin kurulduğu, sözleşmenin işverence ve sendikal sebeple feshedildiği gerekçesiyle feshin geçersizliğine, işe başlatılmadığı takdirde ödenmesi gereken tazminatın bir senelik ücreti tutarı olmasına ve boşta geçen süre ücretinin 4 aylık ücret tutarı olarak belirlenmesine karar verilmiştir.
İş güvencesi hükümlerine dayanarak feshin geçersizliğinin talep edilebilmesi için iş sözleşmesinin işverence feshedilmesi gerekir. Dosya içeriğine göre iş sözleşmesi İş Kanunu'nun 24/II-f maddesi uyarınca davacı işçi tarafından feshedilmiştir. Davacı fesih iradesinin baskı altında alındığını iler sürmüş ise de, dosya içeriği ve tanık anlatımları iddiayı kanıtlar nitelikte bulunmamaktadır. Öte yandan, davalı işyerinde güvenlik ve itfaiye hizmetleri özel bir firma tarafından üstlenilmiş olup, taşeronluk ilişkisinin muvazaaya dayandığı da iddia ve ispat edilmemiştir. Güvenlik ve itfaiye işleri davalı işyerinde yardımcı işler kapsamında yer almaktadır. 4857 S. İş Kanunu'nun 2. maddesinde bu işlerin taşerona devri için işletmenin ve işin gereği ile teknolojik sebeplerle uzmanlık gerektirmesi koşulları aranmamaktadır. Davalı işverence taşeronluk sözleşmesi imzalandıktan sonra, iş sözleşmesinin feshi yerine davacıya başka bir bölümde çalışabilme seçeneği sunularak feshin son çare olduğu ilkesi de göz önünde bulundurulmuştur. Ne var ki, davacı başka bir bölümde çalışmayacağını belirterek iş sözleşmesini kendisi feshetmiştir. Bu halde iş güvencesi hükümlerinden yararlanamaz.
4857 S. İş Yasanın 20/3. maddesi uyarınca, yerel mahkeme kararının bozularak ortadan kaldırılması ve aşağıdaki biçimde hüküm kurulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
1- Yerel mahkeme kararının bozularak ortadan kaldırılmasına,
2- Davanın REDDİNE,
3- Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4- Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 20.00 YTL. yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5- Karar gününde yürürlükte bulunan tarifeye göre 350.- YTL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6- Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, Kesin olarak, 01.06.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy