(4857 S. K. m. 18, 21)
Dava: Davacı, feshin geçersizliği ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı işçi, iş sözleşmesinin geçerli olmayan nedenle feshedildiğini ileri sürerek, feshin geçersizliği ile işe iadesine ve buna bağlı tazminat ile boşta geçen süre ücretinin hüküm altına alınması isteğinde bulunmuştur.
Davalı işveren, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, işe iade talebi kabul edilerek, işe başlatılmadığı takdirde ödenmesi gereken tazminat miktarı dört aylık ücreti tutarında belirlenmiş, kararın kesinleşmesine kadar boşta geçen süre ücret ve diğer haklarının miktarının da en çok iki aylık ücret miktarında olarak tahsiline karar verilmiştir.
Hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.
4857 sayılı İş Kanununda düzenlenen ve feshin geçersizliğinin sonucuna bağlanan işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücret alacağı, davacının başvurusu ve davalının işe başlatmaması halinde uygulanması gereken tespit niteliğinde hükümlerdir. İşe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücreti talep olmasa da resen dikkate alınmalıdır.
4857 sayılı Yasanın 21. maddesi 3. fıkrası "kararın kesinleşmesine kadar çalıştırılmadığı süre için, işçiye en çok dört aya kadar olan ücret ve diğer hakları ödenir." şeklindedir. Uygulanacak miktarın üst sının, kararın kesinleşmesi tarihine göre belirlenecek şekilde en çok dört ay olarak düzenlenmiştir. 4857 sayılı yasanın gerekçesinde de belirtildiği üzere 21/3. madde ve fıkrasında boşta geçen süredeki ücret ve diğer hakların miktarı ile ilgili "en çok dört aya kadar" ibaresi, davanın seri yargılama usulüne tabi olmasına rağmen uygulamada daha uzun sürmesi ihtimaline, binaen işçinin alabileceği en fazla miktarı göstermek için düzenlenmiş olup, hakime takdir yetkisi verilmesiyle ilgisi bulunmamaktadır. Davacının dört aydan fazla boşta kaldığı da anlaşılmaktadır. Şu durumda mahkemece takdire dayalı olarak iki ay ile sınırlandırılması hatalıdır. Diğer taraftan feshin geçersizliğine ve işe iadeye karar verilmesine ve bu hükümlerin tespit mahiyetinde olmasına rağmen mahkemece kısmen ret kararı verilerek davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmesi de isabetli olmamıştır.
4857 Sayılı İş Kanununun 20/3. maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1. A. 1. İş mahkemesinin 21.4.2005 tarih 88-216 E-K. sayılı kararının bozularak ortadan kaldırılmasına,
2. Davalı işverence yapılan feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine,
3. Davacının yasal süre içinde başvurusuna rağmen işverence süresi içinde işe başlatılmaması halinde, ödenmesi gereken tazminat miktarının takdiren, davacının 4 aylık ücret tutarı olarak belirlenmesine,
4. Davacının işe iade için süresi içinde işverene başvurması halinde, kararın kesinleşmesine kadar en çok 4 aylık ücret ve diğer haklarının davalıdan alınarak davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine,
5. Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
6. Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 350 YTL. vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
7. Davacı tarafından yapılan 32.00 YTL. yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, davalının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
8. Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde ilgilisine iadesine, kesin olarak 13.6.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy