(1475 S. K. m. 14) (4857 S. K. m. 32)
Dava: Davacı, kıdem tazminatı, fazla çalışma ve ücretli izin, ikramiye, çocuk yardımı, yakacak, yemek yardımları ile icra inkar tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, işverenle imzaladığı sulh ve ibraname belgesine dayanarak işveren aleyhine icra takibinde bulunduğunu söz konusu belgede belirtilen 4.510.760.094 TL'nin 1.500.000.000 TL' sinin ödendiğini belirterek bakiye kıdem tazminatı, yıllık izin, ikramiye, çocuk, yemek, yakacak yardımına istinaden 3.010.760.094 TL'nin davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı işveren davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece protokol gereğince ödeme yapılmaması nedeniyle artık protokolün bağlayıcılığının bulunmadığını belirterek bakiye kıdem tazminatı ile yıllık izin ücretini kabul etmiş davacının diğer isteklerini ise hesaplamaya esas teşkil edecek şekilde hangi aylara ait olduğu belirtilmediği gerekçesiyle reddetmiştir.
Dosyada mübrez sulh ve ibraname başlıklı belgede davalı işveren vade tarihleri belirtilerek üç taksit halinde kanundan ve hizmet akdinden doğan kıdem tazminatı ile fazla mesai, yıllık ücretli izin, ikramiye, çocuk, yemek ve yakacak yardımları gibi tüm hak ve alacaklarına karşılık 4.510.760.094 TL'yi davacıya ödemeyi taahhüt etmiş davacı da bu miktar karşılığı işvereni ibra etmiştir. Yargılama aşamasında davacı uyuşmazlık konusu olan ikramiye, yıllık izin, çocuk, yemek ve yakacak yardımlarına ilişkin olarak 19.11.2004 tarihli dilekçesinde açıklamada bulunarak bu alacakların hizmet süresi boyunca ödenmediğini açıklamış ancak mahkemece verilen mehile rağmen davalı hesaplamaya esas teşkil edecek bordro vs, belgeleri ibraz etmemiştir. Dolayısıyla bu aşamada davacının söz konusu isteklerini somutlaştırmadığını söylemek doğru olmaz. Hatta sulh ve ibraname adlı belgenin bağlayıcılığını ret etmek ise tamamıyla hatalıdır. Zira işverenin belgeye dayalı ödeme yükümlülüğünü yerine getirmemesi, icra takibinde borca itiraz etmesi söz konusu belgenin mevcudiyetini ve bağlayıcılığını ortadan kaldırmaz. Çünkü işveren bu belgeye karşı her hangi bir hata, ikrah, hile, muvazaa gibi iddialarda bulunmamıştır. Bu nedenle mahkemece yapılacak iş sulh ve ibraname başlıklı belgeye değer vererek işverence ödenen miktarları düşmek ve bakiye alacaklara hükmetmekten ibarettir. Yazılı şekilde hüküm kurulması hatalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 06.02.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy