(1475 S. K. m. 14) (4857 S. K. m. 25)
Dava: Davacı, kıdem, ihbar tazminatı ile fazla mesai, yıllık ücretli izin ve ücret alacağı, ulusal bayram ile genel tatil paralarının ödetilmesine, karşı davacı ise maddi ve ihbar tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, asıl davayı kısmen hüküm altına almış, karşı davayı reddetmiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1. Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2. Davacı hizmet sözleşmesinin, işverence haksız feshedildiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatlarının davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı, davacının hizmet akdinin haklı nedenlerle feshedildiğini ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, gerek Bölge Çalışma Müdürlüğü raporunda gerekse noter tutanaklarında davacıların işbaşı yapmadığı, PTT kanalıyla işbaşı yapmaları ve savunma vermeleri bildirildiği halde gelmedikleri, mazeretlerini de tevsik etmedikleri ve bu nedenlerle feshin haklı olduğundan söz edilerek isteklerin reddine karar verilmiştir.
11.6.2004 Cuma günü 16.30-16.45 arasındaki çay molası sırasında davacı dahil bir kısım işçilerin her altı ayda bir yapılagelen ücret zammı hakkında işveren1e konuşmak için yemekhanede toplandıkları anlaşılmaktadır. Davacı taraf işverenle görüşmek için beklerken, işverenlerden biri tarafından, toplantıya katılanları saptamak için işe giriş kartlarının toplandığını, diğer işverenin de "Burası çay bahçesi değil, defolun gidin, burayı beş dakika içinde terk edin" diyerek kovduğunu ileri sürmüş; davalı ise, davacı ve diğer bir kısım işçilerin çay molasının bitiminden sonra saat 17.15 de yeniden işbaşı yapmaları gerekirken uyarıya rağmen işe başlamadıklarını, toplu direniş yaptıklarını ve daha sonra soyunma odalarına gidip işyerini terk ettiklerini, pazartesi ve Salı günü de işbaşı yapmadıklarını, bu durumun gerek işçiler gerekse noter marifetiyle tespit edildiğini, davacıyı ve diğer işe dönmeyenleri posta kanalıyla işe davet edip mazeretlerini be1gelendirmelerinin istendiğini yine de işbaşı yapmadıklarını, bu nedenlerle hizmet aktinin 4857 s. Kanunun 25/11 ve 2822 s. Kanun 45 madde. uyarınca feshedildiğini savunmuştur.
Davacı tanıkları iddiayı doğrulamışlardır. Ayrıca davacı ve 30 kadar işçinin yukarıda anlatılan günü takip eden ilk işgünü olan 14.6.2004 tarihinde hemen Bölge Çalışma Müdürlüğüne benzer iddialarla şikayetçi oldukları ve ayrıca davalıya ihtarname gönderdikleri bu ihtarnamenin davalıya 16.6.2004 günü tebliğ edildiği anlaşılmaktadır. Davalı, davacı ve diğer işçileri işe davet edip mazeretlerini bildirmelerini istediğini savunmuş ise de, davalının gönderdiği ihtarnameler 12.6.2004 tarihli olup, davacıdan 16.6.2004 tarihine kadar mazeret bildirmesini istediği ancak ihtarın tebliğ isteminin sonucunu beklemediği, ayrıca davacı ve diğer işçilerin çektiği ihtarnameler aynı gün tebliğ edildiğine göre davacıların neden gelmediklerini de öğrenmiş olduğu açıktır. Davalının çelişik savunma ve belgeleri karşısında davacı ve diğer işçilerin iddia ile uyumlu şikayet, ihtar ve tanık beyanlarına itibar edilmelidir. Buna göre davacının kıdem ve ihbar tazminatı isteklerinin kabulüne karar verilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 14.7.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy