(4857 S. K. m. 18, 25/II)
Dava: Davacı, feshin geçersizliği ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, davayı reddetmiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı işçi, iş sözleşmesinin geçerli sebep olmadan feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliği ile işe iadesine, işe başlatılmama tazminatına ve boşta geçen süre ücretine karar verilmesi isteğinde bulunmuştur.
Davalı işveren davacının iş sözleşmesi ve yasa hükümlerine aykırı davranışı sebebiyle haklı olarak işine son verildiğini, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece; davacının davalı işyerinde çalışır iken kendi adına başka işyeri açması ve bu konuda işvereni yanılgıya düşürmesinin sözleşme ve yasa hükümlerine aykırılık teşkil ettiği, bu nedenle feshin haklı nedene dayandığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden davacı eşinin davalı işyerinde çalışır iken cafe açmak için ayrıldığı, bu durumun işverenin bilgisi dahilinde bulunduğu anlaşılmaktadır. İşveren, açılan işyerinin davacı eşi tarafından işletileceğini bilmektedir. Finansal Danışman olan davacının, ev yemekleri satan işyerini adına vergiye kayıt ettirmesi mesaisini buraya ayırdığı, işverene karşı sorumluluklarını yerine getirmediği anlamını taşımadığı gibi, böyle bir durum da ispat edilmiş değildir. Diğer yandan taraflar arasında düzenlenen ve mahkeme karar gerekçesine esas teşkil eden sözleşmenin 6/9. maddesinde belirtilen "...... başka bir firma ile bağlantısının bulunmamasını" maddenin devamında belirtildiği gibi bir başka sigorta şirketi veya acentesi ile bağlantısı bulunmadığı şeklinde yorumlamak daha doğru olacaktır. Netice itibarıyla davacının eşinin işletecek olduğu işyerini adına vergiye kayıt ettirmesi eşine bürokratik işlerde yardımcı olma isteğinden öteye gitmemiştir. Dolayısıyla feshin haklı yada geçerli nedene dayanmadığı anlaşılmakla davanın kabulüne karar vermek gerekirken yazılı gerekçe ile reddi hatalıdır.
4857 Sayılı İş Kanunun 20/3. maddesi uyarınca yerel mahkeme kararının bozularak ortadan kaldırılması ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle,
1- A. 9 ( İş ) Mahkemesinin 22.04.2005 tarih ve 1325-254 sayılı kararının bozularak ortadan kaldırılmasına,
2- Davalı işverence yapılan feshin geçersizliğine, davacının işe iadesine,
3- Davacının yasal sürede başvurmasına rağmen işverenin süresi içinde işe başlatmaması halinde ödenmesi gereken tazminat miktarının davacının çalışma süresi dikkate alınarak taktiren dört aylık ücreti tutarı olarak belirlenmesine,
4- Davacının işe iade için süresi içinde işverene başvurması halinde kararın kesinleşmesine kadar en çok 4 aylık ücret ve diğer haklarının davalıdan alınarak davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine,
5- Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
6- Yürürlükteki Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 350 YTL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7- Davacının yaptığı 42.20 YTL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8- Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine kesin olarak 19.09.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy