(4857 S. K. m. 19, 20)
Davacı, işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, davayı reddetmiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı işçi, davalı işverence iş sözleşmesinin 14.4.2004 tarihinde askıya alındığını, işten atılmadığını ve tekrar işe çağrılacağı ümidi ile beklediğini ancak askı halinin yaklaşık 4 ay sürmesi üzerine ihtarname göndererek işe iadesini istediğini, buna rağmen çağrılmadığını, bu durumda iş sözleşmesinin geçerli sebep olmadan feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliği ile işe iadesine ve buna bağlı tazminat ile boşta geçen süre ücretinin hüküm altına alınması isteğinde bulunmuştur.
Davalı işveren, davacının iş akdinin askıya alınması işleminin haksız fesih olarak değerlendirilmesini istediğini, iş akdinin 14.4.2004 tarihinde askıya alındığını, İş Kanununda askıya alma diye bir terim bulunmadığını, anılan tarih itibariyle bir aylık işe iade davasını açma süresinin geçtiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece iş akdinin 5.4.2004 tarihinde feshedildiği davanın bir aylık süre geçtikten sonra 21.9.2004 tarihinde açıldığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.
Hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içeriğine göre davacının iş sözleşmesi davalı belediye tarafından tek taraflı olarak 5.4.2004 tarihinde askıya alınmıştır. Davalı işverence ibraz edilen kayıtlara göre, işyerinde, önceki yıllarda da bazı işçilerin iş sözleşmelerinin bir süre askıya alındığına dair uygulama bulunduğu anlaşılmaktadır. Davacı askı halinin uzun sürmesi üzerine 23.8.2004 tarihli ihtarname ile 7 gün içerisinde işe çağrılmasını ve uğradığı zararlarının karşılanmasını istemiş. Davalı işveren ihtarnameye verdiği cevapta davacının talebini kabul etmediğini belirtmiştir.
İş Kanununda iş sözleşmesinin işverence tek taraflı olarak askıya alınabileceğini öngören bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu nedenle işverenin sözleşmeyi tek taraflı olarak askıya alması Dairemizce fesih olarak kabul edilmektedir. Ancak, somut olayda iş akdi işverence askıya alınmış, davacı bu askı süresince işe çağrılmayı beklemiş, işe çağrılmaması üzerine davalıya ihtarname göndererek işbaşı yaptırılmasını istemiştir. Bir başka ifade ile askıya alma konusunda tarafların iradeleri birleşmiştir. Davalı işveren askıya almanın fesih olduğunu ve bu nedenle dava açma süresinin askıya alma tarihinden itibaren başlatılması gerektiğini ileri sürmüş ve mahkemece davalının bu savunmasına değer verilmiş ise de, işverenin askıya alma olarak açıkladığı iradesi üzerine davacının işyerinde önceki uygulamaları da dikkate alarak beklediği ve çektiği ihtarnameden sonra iş akdinin sona erdiğini öğrendiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, sözleşmenin davacının ihtarname ile işverene verdiği sürenin sonunda feshedildiğinin ve bu tarih itibariyle davanın bir aylık süre içinde açıldığının kabulü gerekir. Dosya içeriğine göre fesih için geçerli bir sebep bulunmadığı gibi 4857 sayılı İş Kanunun 19. maddesinde belirtilen şekil koşulları da yerine getirilmemiştir.
4857 Sayılı İş Kanunun 20/3. maddesi uyarınca, mahkeme kararının bozularak ortadan kaldırılması ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle,
1- Turhal Asliye Hukuk (İş) Mahkemesinin 2.11.2004 tarih ve 2004/462 E, 2004/474 K. Sayılı kararının bozularak ortadan kaldırılmasına,
2- Davalı işverence yapılan feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine,
3- Davacının süresi içerisinde başvurusuna rağmen işverence işe başlatılmaması halinde ödenmesi gereken tazminat miktarının davacının 4 aylık ücret tutarı olarak belirlenmesine,
4- Davacının süresi içinde başvurması halinde kararın kesinleşmesine kadar en çok 4 aylık ücret ve diğer haklarının davalıdan alınarak davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine,
5- Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
6- Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 350.00 YTL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
7- Davacı tarafından yapılan (29.00) YTL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
8- Temyiz harcının isteği halinde ilgilisine iadesine, dair kesin olarak 13.1.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)