(2822 S. K. m. 2)
Dava: Davacı, ihbar, kıdem tazminatı, izin alacağı fark ücret, iş güvencesi, ilave tediye, akdi ikramiye, yemek, yakacak, aile çocuk yardımı ile giyim yardımının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm, süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delilerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacının kayıtlara göre 05.05.2000-05.07.2004 tarihleri arasında aralıklı olarak 1114 gün çalıştığı sabit olmasına rağmen, aralıksız çalıştığı kabul edilerek, 4 yıl 2 ay üzerinden hesaplanan kıdem tazminatı, yıllık ücretli izin ve ilave tediye alacağına karar verilmesi hatalıdır. 1114 gün üzerinden hesaplanacak kıdem tazminatı, yıllık ücretli izin ve ilave tediye alacağına karar verilmelidir.
3- Davalı işveren ile davacının üyesi bulunduğu sendika arasında imzalanan 07.04.2004 tarihli protokolde davacı konumunda olan ve vizeli çalışan işçiler için akdi ikramiye öngörülmediği halde, davacı lehine akdi ikramiye alacağına karar verilmesi isabetsizdir.
4- İş güvencesi tazminatında, hükme dayanak yapılan Toplu İş Sözleşmesi 4857 sayılı İş Kanunu yürürlüğe girmeden imzalanmış ve feshe karşı güvence kapsamında, 55. madde ile disiplin kurulu kararı olmaksızın herhangi bir nedenle işten çıkarılan sendika üyesi işçiye ... 18 aylık maaşı tutarında iş güvencesi ödemeyi kabul eder hükmünü cezai şart tazminatı olarak düzenlemiştir. 4857 sayılı yasa ile ülkemizde iş güvencesi hükümleri ve özellikle feshin geçersizliğini isteme hakkı getirilmiş ve yasanın 17 ve 21. maddelerinde iş güvencesi kapsamında kalan işçinin bir aylık süre içinde dava açmadığı takdirde kötü niyet tazminatı istemeyeceği, feshin geçerli hale geleceği açıkça belirtilmiştir. Paralel olarak 2821 sayılı Sendikalar Kanununun 31/6 maddesinde de iş güvencesi kapsamında kalan işçinin sendikal tazminat isteyemeyeceği kuralına da yer verilmiştir. Dosya içeriğine göre, davacı 4857 sayılı yasa ile getirilen iş güvencesi kapsamında kalmaktadır. 4857 sayılı yasanın belirtilen düzenlemesi karşısında, daha önce imzalanan TİS hükmündeki cezai şart niteliğindeki istek konusu tazminatın, iş güvencesi kapsamına giren davacı açısından, önemi kalmamıştır. Feshin geçersizliği ve işe iade istemi süresinde ileri sürülmediği ve istenmediği takdirde, fesih geçerli hale gelecektir. Bu durumda geçersizlik şartlarına bağlı TİS hükmündeki tazminat istenmeyecektir. Anılan tazminatın reddi yerine kabulüne karar verilmesi doğru değildir.
5- Davalı işveren kıdem tazminatı dışındaki tazminat ve alacaklar için dava ve ıslah tarihinden önce temerrüde düşürülmediğinden, ıslah ile arttırılan miktarlara ıslah tarihi yerine dava tarihinden faiz yürütülmesine karar verilmesi hatalı olup, bu husus ayrı bir bozma nedeni yapılmıştır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 14.11.2005 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
İşyerinde uygulanmakta olan Toplu İş Sözleşmesinin 55. maddesinde; ...Disiplin kurulu kararı olmaksızın herhangi bir nedenle işten çıkarılan Sendikamız üyesi her işçiye işveren toplu iş sözleşmesi ve yasalardan kaynaklanan haklarının dışında ve ayrıca 18 aylık maaş tutarında iş güvencesi ödeneği ödemeyi kabul eder... denilmektedir.
4857 Sayılı yasanın 17. maddesinde ...kanunun 18, 19, 20 ve 21. maddelerinin uygulanma alanı dışında kalan işçilerin iş sözleşmesinin fesih hakkının kötüye kullanılarak sona erdirildiği durumlarda işçiye bildirim süresinin üç katı tutarında tazminat ödenir... denilmektedir. Aynı düzenleme sendikal tazminat ile ilgili olarak Sendikalar Kanununun 31. maddesinde de yer almaktadır.
Toplu iş sözleşmesinin yukarıda belirtilen hükmü ceza-i şart niteliğindedir.
Ceza-i Şart, bir borcun ödenmemesi halinde ödenmesi gerekli ve parasal değer taşıyan bir yükümlülüktür.
Toplu iş sözleşmesiyle işverenin fesih hakkına sınırlama getirilmiştir. İşveren bu sınırlamaya aykırı şekilde sözleşmeyi sona erdirirse götürü şeklinde tespit edilen meblağı işçiye ödemeyi kabul etmiştir. Nitekim işveren iş akdini sözleşmeye aykırı olarak feshetmiştir.
İşverenin iş akdini haksız ve kanuna aykırı şekilde feshetmesi halinde yasanın belirlediği ihbar-kötü niyet, kıdem ve sendikal ile cezai şart farklı kavramlardır. Cezai şart bu tazminatlar yerine geçen ve onlarla aynı mahiyette kabul edilebilecek nitelikte değildir. Bu ödeme fesih nedeniyle uğranılan zarar koşulu aranmaksızın, sözleşmeye aykırılığın belirlenmesi halinde talep edilir ve yapılır. Yine bu ödemenin iş güvencesi yerine geçtiği de kabul edilemez.
Cezai Şart alacağı kötü niyet tazminatı yerine ikame edilebilecek bir nitelik taşımadığından, kötü niyet tazminatı ile paralel kabul edilerek süresinde işe iade davası açılmadığı gerekçesiyle mahkeme kararının bu bölümünü bozan Daire çoğunluk kararına katılamıyorum.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy