(4857 S. K. m. 17, 18, 19, 20, 21)
Dava: Taraflar arasındaki, kıdem ve kötü niyet tazminatı, izin fazla çalışma ücreti, ücret ile bayram ve genel tatil ücretinin ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; İlamda yazılı nedenlerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hüküm süresi içinde temyizen incelenmesi davalı avukatlarınca istenilmesi üzerine, dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 21.2.2006 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü davalı adına Avukat A.Ö. ve B.G. geldiler. Karşı taraf adına kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı işçi iş sözleşmesinin işverence 13.11.2004 tarihinde kötü niyetli olarak feshedildiğini ileri sürerek kötü niyet tazminatı isteğinde bulunmuştur.
Mahkemece isteğin kabulüne karar verilmiştir.
Fesih tarihinde yürürlükte olan 4857 sayılı İş Kanununun 17. maddesinde kötü niyet tazminatı düzenlenmiş ve 6. fıkrada 18. maddenin birinci fıkrası uyarınca bu kanunun 18. 19. 20 ve 21. maddelerinin uygulanma alanı dışında alan işçilerin iş sözleşmesinin, fesih hakkının kötüye kullanılarak sona erdirildiği durumlarda işçiye bildirim süresinin üç katı tutarında tazminat ödenir şeklinde kurala yer verilmiştir. O halde, işçinin kötü niyet tazminatı isteyebilmesi için işe iadeyle ilgili iş güvencesi kapsamının dışında kalması gerekir.
Davacının işyerindeki kıdemi ve görevi dikkate alındığında iş güvencesi hükümlerinden yararlanabileceği anlaşılmakla birlikte, fesih tarihinde işyerinde 30 ya da daha fazla sayıda işçi çalışıp çalışmadığı, dosya içeriğinden belirlenememektedir. Mahkemece bu olgu üzerinde durularak davacının işe iadeyle ilgili iş güvencesi kapsamında olup olmadığı, araştırılmalı ve sonucuna göre istekle ilgili bir karar verilmelidir.
3- Davacının aylık ücreti taraflar arasında uyuşmazlık konusudur. Davacı işçi son aylık ücretinin 550.000.000.-TL net olduğunu ileri sürmüş, davalı ise imzalı ücret bordrolarına dayanarak aylık net ücretin 460.000.000.-TL olduğunu savunmuştur. Mahkemece davacının iddiasına değer verilerek isteklerle ilgili hüküm kurulmuştur. Somut olayda davacı işçi imzalı ücret bordrolarının aksini kanıtlayabilmiş değildir. Asgari ücretin 318.233.475.-TL brüt olduğu da dikkate alındığında davacının son aylık net ücretinin 460.000.000.-TL olduğunun kabulü gerekir. Mahkemece bilirkişiden bu yönde ek hesap raporu alınarak sonuca gidilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.
4- Islah yoluyla dava konusunun arttırılmasının ardından davalı taraf usulünce zamanaşımı defini ileri sürmüştür. Mahkemece bu savunma üzerinde durulmaksızın karar verilmesi hatalı olmuştur.
5- Günlük yemek bedeli 10.000.000.-TL olarak esas alınmıştır. Söz konusu miktar da fahiş olup, meslek kuruluşundan araştırma yapılarak sonuca gidilmelidir.
6- İşyerinde günde 10 saat çalışıldığı, tanık beyanları ile sabit olmuştur. Fazla çalışma ücretleri hesabında günlük bir saat yerine yarım saat ara dinlenmesi süresi düşülmesi de doğru değildir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, davalı yararına takdir edilen 450.-YTL. duruşma avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 21.02.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy