(4857 S. K. m. 32)
Davacı, ihbar, kıdem, kötüniyet, maddi ve manevi tazminat, izin, fazla çalışma, ikramiye alacaklarının, karşı davacı ise fazla ödenen ihbar tazminatının tahsili davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle asıl davada gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karşı davanın reddine ilişkin hükmün süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davalı avukatınca istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 14.3.2006 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı ve karşı davacı adına avukat ile karşı taraf adına avukat geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Yargıtay Kararı
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı tarafından verilen ıslah dilekçesinin ardından davalı vekili 19.10.2005 tarihli dilekçesiyle ıslahla arttırılan kısım için zamanaşımı defini ileri sürmüştür. Söz konusu dilekçe son oturumda okunmuş, davacı taraf zamanaşımı definin süresinde yapılmadığı yönünde açıkça itiraz etmemiştir. Böyle olunca davalının zamanaşımı savunması üzerinde durulması gerekir. Mahkemece bu yönde bilirkişiden ek rapor alınması gerekirken, bu yola gidilmemiş oluşu hatalı olmuştur.
3- Taraflar arasında imzalanmış olan iş sözleşmesinin 9. maddesinde yasal fazla çalışma ücretlerinin aylık ücrete dahil olduğu yönünde kurala yer verilmiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda anılan hüküm değerlendirmeye alınmamıştır. Dairemizin kararlılık kazanmış olan uygulamasına göre, yılda 90 gün ve 270 saate kadar yasal fazla çalışma ücretlerinin aylık sabit ücretin içinde ödenmesi olanaklıdır. Taraflar arasında imzalanan iş sözleşmesinin anılan hükmüne değer verilmeli ve buna göre fazla çalışma alacağı yönünden hesaplama yapılmalıdır. Bu konuda eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile sonuca gidilmiştir.
4- İşyerinde 2000 yılına kadar ikramiye uygulamasının varlığı davacı tanıkları tarafından açıklanmış bu tarihten itibaren 2004 yılına kadar hiç ödenmediği belirtilmiştir. İşyerinde ikramiye uygulamasının gösteren başkaca bir delil bulunmamaktadır.
Somut olayda işyerinde ikramiye ödemesinin yapıldığı kanıtlanabilmiş değildir. Kaldı ki, 2000 yılına kadar bu uygulamanın varlığı kabul edilse dahi, feshe kadar geçen dönemde 3 yıl süreyle ödenmediği dava dilekçesinde ifade edilmiş olmakla ikramiye uygulamasının kaldırıldığı sonucuna varılmalıdır. Davacı işçinin bu yeni uygulamayı kabul ederek işe devam ettiğinin kabulü gerekir. Bu ihtimalde de ikramiye isteğinin reddine karar verilmelidir.
5- Davacının ikramiyeye hak kazanamadığı kabul edildiğine göre, ihbar tazminatının da ikramiyeye yer verilmeksizin hesabı ile sonuca gidilmesi gerekir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, davalı yararına takdir edilen 450 YTL duruşma avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 14.03.2006 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy