(4857 S.K. m.18,21)
Dava: Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteğin reddine karar vermiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı işçi, sendika üyesi olduğu için iş sözleşmesinin işverence feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücretinin belirlenmesini istemiştir.
Davalı işveren, davacının istifa dilekçesi imzalayarak işten ayrıldığını ancak iyi niyetli olarak yaklaşık 7 yıllık emeğinin karşılığı ihbar ve kıdem tazminatlarının ödendiğini, davacının ayrıca ibraname imzaladığını, işyerinde ekonomik nedenlerle yeniden yapılanma ve organizasyon değişikliği zarureti doğduğunu ve bu nedenle bir kısım işçinin işten çıkarıldığını belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece davacının istifa dilekçesindeki imzanın zorla attırıldığını beyan eniği ancak, bunu kanıtlayamadığı, istifasından sonra kendisine ihbar ve kıdem tazminatının ödenmesinin işverenin iradesi ile yapılması nedeniyle işlemde çelişki görülmediği, tazminat ödenmesi istifayı ortadan kaldırmayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Davacının imzasını taşıyan ve mahkemece istifa dilekçesi olarak değer verilen dilekçede "13.10.2003 tarihi itibariyle işyerimizden ailevi sebeplerden dolayı istifa ediyorum. İşyerinizden 1475 sayılı İş Kanunu. 4857 sayılı İş Kanunu. 2821 sayılı Sendikalar Kanunu mevzuatından dolayı doğan tüm haklarımdan vazgeçtiğimi, hiçbir dava açmayacağımı tanıklar önünde beyan ederim." ifadelerine yer verilmiştir. Davacı ihbar ve kıdem tazminatını ödeme koşuluna bağlı tutularak baskı altında dilekçeye imza atma atmak zorunda bırakıldığını ileri sürmüş olup, dilekçe içeriği, daha çok işveren tarafından yazdırıldığı izlenimini uyandırmaktadır.
Davacıya söz konusu dilekçeye rağmen ihbar ve kıdem tazminatı da ödenmiştir. Öte yandan, dosyada iş sözleşmesinin davalı işverence feshedildiğine ilişkin fesih bildirimi de bulunduğu gibi, işveren tarafından düzenlenen işten ayrılma bildirgesinde sözleşmesinin işveren tarafından İş Kanununun 17. maddesi uyarınca feshedildiğinin belirtildiği, yine davalı işverence ibraz edilen ibranamede de aynı ibarelere yer verildiği anlaşılmaktadır. Mevcut olgulara göre iş sözleşmesinin davalı işverence feshedildiği sonucuna varılmalıdır.
Davalı işveren, her ne kadar ekonomik nedenlerle yeniden yapılanma ve organizasyon değişikliği nedeniyle işçi çıkarmak zorunda kaldıklarını ileri sürmüş ise de, işçi çıkarmayı gerektiren ekonomik durum ve buna bağlı yeniden yapılanmaya ilişkin inandırıcı bir delil sunmamıştır. Davacı ise iş sözleşmesinin sendikal nedenlerle feshedildiğini ileri sürmüştür. Dosyadaki mevcut deliller feshin sendikal nedene dayandığını göstermeye yeterli değildir. Bu hususun açıklığa kavuşturulması için fesih tarihi itibariyle işyerinde toplam kaç işçi çalıştığı, kaçının sendikalı olduğu, işten çıkarılan işçi sayısı ve çıkarılan işçilerden kaç tanesinin sendikalı olduğu, sendikadan istifa edip de işten çıkarılan olup olmadığı gibi hususlar araştırılarak dosya içeriği ile birlikte bir değerlendirmeye tabi tutulmak suretiyle sonucuna göre feshin sendikal nedene dayanıp dayanmadığı ve dolayısıyla işe başlatmama tazminatının belirlenmesi gerekir. Eksik inceleme ve yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olması hatalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine. 23.1.2006 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy