(4857 S. K. m. 17, 20, 25)
Dava: Davacı işçi, davalıya ait işyerinde çalışmakta iken işyeri ile ilgili olmayan bir suçtan tutuklandığını, davalı işverence tutukluluk halinin 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25/IV. fıkrasında belirtilen süreyi geçtiği gerekçesi ile iş sözleşmesinin kanuna aykırı olarak feshedildiğini ileri sürerek, feshin geçersizliği ile işe iadesine ve buna bağlı tazminat ile boşta geçen süre ücretinin hüküm altına alınması isteğinde bulunmuştur.
Davalı işveren davacı işçilerin iş sözleşmelerinin geçerli sebeple feshedildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece 4857 sayılı İK.nun 25/IV. maddesine göre tutuklanma halinde haklı feshin gerçekleşmesi için devamsızlığın 17. maddedeki bildirim süresini aşması gerektiği, davalı işverence iş sözleşmesinin 19.5.2005 tarihi itibariyle feshine karar verilmiş olmakla, bu tarih itibariyle anılan koşulların gerçekleşmediği, bu nedenle feshin haksız olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir. Hüküm süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Dosya içeriğine göre, davacının piyasaya sahte para sürmek suçundan 22.5.2004 tarihinde tutuklandığı ve 25.8.2004 tarihi itibariyle tahliye edildiği, davalı işverence 13.9.2004 tarihli fesih bildirimi ile; davacının iş sözleşmesinin devamsızlık nedeniyle İş Kanunu'nun 25/IV. maddesi uyarınca 19.5.2004 tarihi itibariyle feshedildiği, fesih bildiriminin davacıya 13.9.2005 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmaktadır.
Davalı işverence ilk defa 13.9.2004 tarihinde fesih bildiriminde bulunulmuş olup, bu bildirimde iş sözleşmesinin 19.5.2004 tarihi itibariyle feshedildiği belirtilmiş ise de, aynı bildirimde feshin İş Kanunu'nun 25/IV. maddesine dayandırıldığının belirtilmiş olması davacının tutukluluğa dayanan devamsızlık süresinin feshe etkili olduğunu göstermektedir. Davacı tahliye olduktan sonra da fesih bildiriminin tebliğ edildiği tarihe kadar işe gelmemiştir. Davalı işveren 13.9.2004 tarihinden önce herhangi bir fesih bildiriminde bulunmamıştır. Bu nedenle, 13.9.2004 tarihli fesih bildiriminin davacıya ulaştığı tarih itibariyle anılan yasa maddesinin şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğine bakılmalıdır. Somut olayda, davacı işçinin tutukluluğa dayanan devamsızlığı fesih bildiriminin davacıya ulaştığı tarih itibariyle 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25/IV maddesinde belirtilen süreden fazla olup, anılan hüküm çerçevesinde feshin koşulları gerçekleşmiştir.
Açıklanan hukuki ve maddi olgulara göre davacı işçinin feshin geçersizliği ve işe iade istemiyle açtığı davanın reddi gerekirken kabulü hatalı olduğundan, 4857 Sayılı İş Kanunu'nun 20/3.maddesi uyarınca yerel mahkeme kararının bozularak ortadan kaldırılması aşağıdaki şekilde hüküm kurulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1- Yerel mahkeme kararının bozularak ortadan kaldırılmasına,
2- Davanın reddine,
3- Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4- Davalının yaptığı 20.00 YTL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5- Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 400.00 YTL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6- Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak, 23.01.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy