(1475 S. K. m. 14) (4857 S. K. m. 34, 41, 46, 57)
Dava: Taraflar arasındaki, kıdem ve özel tazminat, fazla çalışma ve izin ücreti, hafta tatili gündeliği ile ücret farkı alacağının ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hüküm süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi taraflar avukatınca istenilmesi ve davacı avukatınca da duruşma talep edilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 20.09.2005 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davacı vekili ile karşı taraf vekili geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı işçi taraflar arasında imzalanan 21.07.2000 tarihli iş sözleşmesinde öngörülen ücret artışlarının yapılmadığını ileri sürerek ücret farkı isteğinde bulunmuştur. Davalı işveren ise, iş sözleşmesi hükmüne göre 01.11.2000 tarihinde % 50 oranında yapılması gereken ücret artışının fiilen %100 olarak uygulanması sebebiyle daha sonraki Ocak ve Temmuz 2001 ücret artışlarının uygulanmadığını savunmuştur.
Bilirkişi hesap raporunda, işverence fazladan verilen %50 oranındaki zammın iş şartı haline geldiğinin kabulü halinde ücret farkları ilk seçenek olarak hesaplanmış, ancak iş sözleşmesi hükmüne göre Kasım 2000 zammının da %50 olarak uygulanmasının gerektiği ve işverence fazladan uygulanan ücret artışının kazanılmış hak oluşturmadığının kabul edilmesi ihtimali doğrultusunda ikinci seçenekte hesaplama yapılmıştır. Mahkemece ilk seçeneğe göre isteğin kabulüne karar verilmiştir.
Davaya konu ücret farkının dayanağı, taraflar arasında imzalanmış olan iş sözleşmesi hükmüdür. Buna göre artışlarının anılan sözleşme doğrultusunda yapılması gerekir.
İşverence önceki bir ücret artışının sözleşmesinde öngörülenden daha fazla yapılması davacı işçi yönünden kazanılmış hak oluşturmaz. Böyle olunca ücret farkı ile davaya konu diğer istekler yönünden bilirkişi raporunun ikinci seçeneğine göre karar verilmesi gerekirken, ilk seçeneğe itibar edilmesi hatalı olmuştur.
3- Davacının iş sözleşmesiyle Kastamonu Saha Müdürü olarak çalıştığı 18.02.2003 tarihli dilekçesi içeriğinden anlaşılmaktadır. Bu çalışma şekline göre davacı işçi, bulunduğu yerde en yüksek yetkiyi haiz konumda ve yüksek ücretle çalışmış ve mesaisini kendisi belirlemiştir. O halde davacının fazla çalışma ücreti ile hafta tatili ücretine hak kazanması söz konusu olmaz.
Mahkemece, anılan isteklerin reddine karar verilmesi gerekirken kabulü cihetine gidilmesi doğru olmamıştır.
4- Hak kazanılan ücret alacağı için 4857 Sayılı Yasa'nın yürürlüğe girdiği 10.06.2003 tarihinden itibaren anılan yasanın 34. maddesi uyarınca bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faize karar verilmelidir. Anılan istekle ilgili yasal faize karar verilmesi de ayrı bir bozma nedenidir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, Davacı yararına takdir edilen 400. TL. duruşma avukatlık parasının davalıya, davalı yararına takdir edilen 400. TL'nin davacıya yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 20.09.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy