(4857 S. K. m. 21) (1475 S. K. m. 14)
Dava: Davacı, ihbar ve kıdem tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi,gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı davalı işyerinde çalıştığını tazminatlarının ödenmediğini iddia ederek ihbar kıdem tazminatı isteğinde bulunmuştur. Davalı ise alacakların ödendiğini ve davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Taraflar arasında 1999 yılında kıdemin sıfırlandığına dair bir sözleşme yapılmış ise de; bu sözleşme hizmet aktinin feshi niteliğinde bulunmadığı gibi bu tarihte davacıya ihbar ve kıdem tazminatı da ödenmemiştir. 1999 yılındaki taahhütname hizmet aktinin feshi niteliğinde kabul edilemez. Dava bu taahhütnameden doğan alacaklarla ilgili de değildir. Davacı taahhütnameden sonra çalışmasına ara vermemiş ancak bilahare 1.7.1999 tarihinde SSK.ya başvurarak emeklilik sebebi ile hizmet aktini feshetmiştir. Emeklilik sırasında da davacıya kıdem tazminatı ödendiği kanıtlanamamıştır.
Davacı emeklilikten sonra yeni bir hizmet akti ile çalışmasını sürdürmüş, 1.4.2001 tarihinde hizmet akti 1475 sayılı yasanın 13. maddesi gereğince işverence feshedilmiştir.
Dairemizin kararlılık kazanmış uygulamasına göre bu gibi durumlarda tüm çalışma süresi nazara alınarak kıdem süresi belirlenmeli son ücret üzerinden yapılan kıdem tazminatı hesabı hüküm altına alınmalıdır. İhbar tazminatı ise emeklilikten sonraki dönem nazara alınarak hesaplanmalıdır. Belirlenen bu ihbar ve kıdem tazminatından ödenen miktar düşülmeli ve sonucuna göre hüküm kurulmalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 10.3.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy