(6023 S. K. m. 1)
Dava: Davacı, ücret alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Mahkemece; davalı büyükşehir belediyesinde 657 sayılı Devlet Memurları Yasasına tabi olarak 1997 yılından itibaren belediye tabibi olarak çalışan davacının, 1998 yılında SSK. dan alınan onaydan sonra aynı yerde ayanı zamanda belediyenin sekiz ayrı işyerinde mesai saati içinde, mesaisinin 1/3 ünde işyeri hekimi olarak da çalıştığı kabul edilerek, Türk Tabipler Birliğinin en çok işçi sayısı için belirlenen ücretinden hesaplanmak üzere ücret farkı isteğinin kabulüne karar verilmiştir.
Öncelikle belirtmek gerekir ki; davalı belediye işyerinde bulunan tüm hekimlerin belediyenin sekiz ayrı işyerinde çalıştığını liste ile bildirmiştir. Bu sekiz yer tüm doktorların işçilerine baktığı aynı sekiz birim olduğu halde mahkemece yanlış değerlendirilerek sadece davacının baktığı birimler olarak anlaşılmıştır.
Davacının işyeri hekimliği sertifikası almasından sonra, davalı belediyenin İşçi Sağlığı ve Güvenliği tüzüğü gereğince işyerinde iş hekimi bulunması gerektiğinden, işçileri muayene etmek, reçete yazmak, iki güne kadar istirahat vermek ve lüzumu halinde hastaneye sevk etmesi için davacıya işyeri hekimliği yetkisinin verilmesini SSK dan talep etmiş, SSK da istenen yetkiyi vermiştir. Bu durumda 4.7.1980 günlü Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren işyeri hekimlerinin çalışma şartları ile Görev ve Yetkileri Hakkındaki Yönetmelik gereğince taraflar arasında yapılmış bir hizmet akdi olmadığı gibi, 6023 Sayılı Türk Tabipler Birliği Kanunu gereğince yetkili tabip odasınca yapılmış bir atama da bulunamamaktadır. Ayrıca davacının SSK. dan alınan onay sonrasında önceki görevinden daha fazla ve farklı çalıştığı da kanıtlanamamıştır. Olay, davacının esasen yaptığı memuriyet görevi ve unvanına yönetmeliklerdeki zorunluluk nedeniyle kendi isteği ile aldığı sertifikaya dayanarak SSK. nın onayı ile işyeri ibaresinin eklenmesinden ibarettir. Aynı işverenin, aynı işyerinde ve aynı çalışma şekline göre çalışan davacının, aynı zamanda 657 sayılı yasaya göre memur ve İş Yasasına göre işçi olarak çalıştığını kabul etmek mümkün değildir. Davacı ile davalı arasında kurulmuş bir hizmet akdi mevcut olmadığından mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekirken işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 17.11.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy