(4857 S. K. m. 7, 18)
Dava: Davacı, kayıt üzerinde KMG (Knowledge Management Group) adı ile davalı işyerinde gözükmesine rağmen, davalı şirket ile birlikte aynı adres ve iş kolunda faaliyet gösteren 4 şirketten biri olan HTP Araştırma ve Danışmanlık şirketinde Departman Yöneticisi olarak çalışırken, iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan feshedildiğini belirterek, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Karar: Davalı işveren vekili, davacının iş güvencesi hükümlerinden faydalanamayacağını, şirkette 13 işçi çalıştığını, şirkettin diğer grup şirketlerine danışmanlık, muhasebe, sekreterya, avukatlık hizmeti sağlamak amacı ile kurulduğunu, davacının da bu kapsamda diğer grup şirketinde istihdam edildiğini savunmuştur.
Mahkemece savunmaya değer verilerek, davalı işyerinde fesih tarihinde 30 işçi çalışmadığı ve davacının 4857 sayılı İş Kanunu'nun 18/1 maddesi uyarınca iş güvencesi hükümlerinden yararlanamayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğine göre, dava dışı ve davacının çalıştırıldığı grup şirketi ile aynı adreste davalı dahil 4 şirketin bulunduğu ve 4 şirketin de aynı işkolu olan mali müşavirlik hizmeti verdikleri, şirketlerin bir kısım ortaklarının aynı olduğu anlaşılmaktadır. Davalı taraf, davacının diğer grup şirketinde karma yapılı hizmet ve kira sözleşmesi ile çalıştırıldığını kabul etmektedir.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 18/4 maddesi uyarınca, İşverenin aynı işkolunda birden fazla işyerinin bulunması halinde, işyerinde çalışan işçi sayısı, bu işyerlerinde çalışan toplam işçi sayısına göre belirlenir. Diğer taraftan, aynı yasanın 7/1 maddesine göre, işveren, devir sırasında yazılı rızasını almak suretiyle bir işçiyi; holding bünyesi içinde veya aynı şirketler topluluğuna bağlı başka bir işyerinde veya yapmakta olduğu işe benzer işlerde çalıştırılması koşuluyla başka bir işverene iş görme edimini yerine getirmek üzere geçici olarak devrettiğinde geçici iş ilişkisi gerçekleşmiş olur.
Somut olayda, davacının diğer grup şirketinde ödünç işçi kapsamında çalıştırılmasında rızası alınmış değildir. Ayrıca, belirtilen olgulara göre, işyerinde birlikte istihdam olgusunun olduğu ve davalılar arasında adi ortaklık bulunduğu izlenimi doğmaktadır. Gerçekten de, özellikle gurup şirketlerinde ortaya çıkan bir çalışma biçimi olan birlikte istihdam şeklindeki çalışmada, işçilerin bir kısmı aynı anda birden fazla işverene ve birlikte hizmet vermektedirler. Daha çok yönetim organizasyonu kapsamında birbiriyle bağlantılı olan bu şirketler, aynı binalarda hizmet verebilmekte ve bir kısım işçiler iş görme edimini işverenlerin tamamına karşı yerine getirmektedir. Tüm şirketlerin idare müdürlüğünün aynı şahıs tarafından yapılması, şirketlerin birlikte kullandığı binanın girişinde verilen güvenlik hizmetleri, ulaşım, temizlik, kafeterya ve yemek hizmetlerinin yine tüm işverenlere karşı verilmiş olması buna örnek olarak gösterilebilir. Bu gibi bir ilişkide, işçi ile işverenler arasında tek bir iş ilişkisi vardır ve 30 işçi kıstasında tüm çalışanların, bir başka anlatımla tüm grup şirketlerindeki işçilerin toplam sayısının dikkate alınması gerekir.
Mahkemece, aynı adres ve aynı işkolunda faaliyet gösteren grup şirketlerindeki çalışmaların birlikte istihdam olgusu taşıyıp taşımadığı, çalışanların tüm grup şirketlerine hizmet verip vermediği, aralarında adi ortaklık bulunup bulunmadığı araştırılmış değildir. Belirtilen bu olgular ile ilgili kanıtlar toplanmalı, değerlendirilmeli ve sonucuna göre karar verilmelidir. Eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması hatalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 27.02.2006 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy