(4857 S. K. m. 26)
Dava: Davacı, iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan feshedildiğini belirterek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan feshedildiğini belirterek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı işveren vekili, davacının müşteri adına sahte imza atmak, tediye fişlerini hesap sahibi dışında başka şahıslara imzalatmak ve mühürlerini kullanmak sureti ile bazı hareketsiz Bağ-Kur maaş hesaplarındaki tutarları mal edindiğinin tespit edildiğini ve usulsüz işlemleri itiraf ettiğini, doğruluk ve bağlılığa uymayan bu davranışı nedeni ile iş sözleşmesinin 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25/11. maddesi uyarıca feshedildiğini savunmuştur.
Mahkemece, alınan bilirkişi raporundaki gerekçelerle, davacının meydana gelen kasa açığını kapatmak için ölen Bağ-Kur sigortalısının hesabından işlem yaptığı, ancak aradan bir hafta geçmeden işyerinde çalışanlarla birlikte bu açığı kapattığı, yanlışlığının bilgi eksikliğinden kaynaklandığı, miktarın ciddi olmadığı, davalı işverenin fesih yetkisini hak düşürücü süre olan 6 günlük süre içinde kullanmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğine göre, davacının 02.01.2004 tarihinde vefat eden M'ye ait Bağ-Kur maaş hesabından, düzenlediği ve yetkili olarak sadece kendisinin imzaladığı fişle 590.000.000.- TL mal edindiği ve fiş belgesini gerçek mudi yerine başka mudiinin imzasını almak sureti ile gizlediği, ancak aldığı miktarı soruşturma başlamadan 09.01.2004 tarihinde ödemek sureti ile kapattığı, davacının bu işlemi yargılama sırasında kasanın açık vermesi üzerine, bu açığı kapatmak için işlemi yaptığını kabul ettiği, ancak teftişi yapan müfettişe verdiği itiraf ta hiçbir neden belirtmeden sahte imza kullanarak mal edindiğini beyan ettiği, teftiş sırasında davacının Teftiş Kurulu Yönetmeliği gereği 19.03.2004 tarihinde görevden uzaklaştırıldığı, feshe yetkili makam olan yönetim kuruluna bilgi verildiği, soruşturma raporunun 09.07.2005 tarihinde tamamlandığı ve insan kaynakları müdürlüğüne gönderildiği, davacının iş sözleşmesinin, yetkili makam olan yönetim kurulu önüne soruşturma evrakı gelmeden 10.08.2005 tarihinde feshedildiği ve bu fesih işleminin davacıya 23.08.2004 tarihinde tebliğ edildiği, yönetim kurulunun 10.10.2004 tarihinde işten çıkarılma kararını onayladığı anlaşılmaktadır.
Belirtmek gerekir ki, feshe konu olan olayla ilgili davalı işverence soruşturma başlatılmış ve soruşturma raporu, feshe yetkili makam onayına 10.08.2004 tarihinde sunulmuştur. İş sözleşmesinin feshi kararı, yetkili makam tarafından aynı gün alınmıştır. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 26. maddesinde düzenlenen ve hak düşürücü süre niteliği olan 6 gün içinde sözleşmeyi fesih yetkisi, soruşturma halinde feshe yetkili makamın onayına sunulduğu tarihte başlamış olur. Somut olayda feshe yetkili makam işten çıkarma işlemini gerektiren olayı öğrenir öğrenmez, hak düşürücü süre içinde fesih yetkisini kullanmıştır. Mahkemece, hak düşürücü süre içinde fesih hakkının kullanılmadığı gerekçesi yerinde değildir. Kaldı ki bu sürenin geçirilmiş olması, feshi geçersiz kılmaz.
Diğer taraftan, davacının kabulünde olduğu gibi, kasa açığının kapatılması kabul edilse bile, ölü olan Bağ-Kur sigortalısı hesabından mudi adına imzaladığı tediye fişi ile para çekmiştir.
Bu eylem bankacılık mevzuatına aykırı olup, doğruluk ve bağlılığa uymayan bir davranıştır. Davacının aldığı bu parayı, soruşturma başlamadan bir hafta içinde ödeyip kapatmış olması, bankacılık mevzuatına aykırı ve doğruluk ve bağlılığa uymayan başka bir anlatımla hukuka aykırı olan eylemini hukuka uygun hale getirmez. İş sözleşmesinin feshinin geçerli nedene dayandığı sabittir. Davanın reddi yerine, kabulü hatalı bulunmuştur.
4857 sayılı İş Yasası'nın 20/3. maddesi uyarınca dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
1) Mahkemenin kararının bozularak ortadan kaldırılmasına,
2) Davanın reddine,
3) Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4) Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5) Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 400.- YTL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6) Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 27.02.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy