(4857 S. K. m. 17, 18) (1475 S. K. m. 14) (1086 S. K. m. 435)
Dava: Davacı, ihbar, kıdem tazminatı, fazla mesai ile hafta ve genel tatil gündeliklerinin ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, davayı reddetmiştir.
Hüküm duruşmalı olarak davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş ise de; HUMK. nun 435. maddesi gereğince duruşma isteğinin süreden reddine ve incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı işçi ihbar ve kıdem tazminatları ile bir kısım işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek bu yönde isteklerde bulunmuş, mahkemece ibraname sebebiyle taleplerin reddine karar verilmiştir.
Dairemizin kararlılık kazanmış olan uygulanmasına göre iş ilişkisinin devamı sırasında işçi tarafından verilen ibranameler geçerli değildir. Somut olayda davacı 13.11.2000 tarihinde izin talebinde bulunmuş olup, davalı tarafından da 31.12.2000 tarihinde işbaşı yapmadığı beyan edildiğinden, bu tarihe kadar izinli olduğu anlaşılmaktadır. İbraname ise 14.11.2000 tarihlidir. Bu nedenle ibranameye değer verilemez.
Öte yandan davalı işverenin ibranameyle birlikte sunduğu 13.11.2000 tarihli izin talebini içeren dilekçesinde 31.12.2000 tarihinde işbaşı yapmadığı takdirde bu dilekçenin istifa dilekçesi olarak kabulüne talep etmiş olduğundan ve işbaşı yapmadığından işçinin istifa dilekçesinin işleme konularak, 14.11.2000 tarihi itibarıyla işine son verildiği savunması ile birlikte ödemeye dair ibranameye dayanılması çelişkili bir durumdur.
İbraname bu açıdan da ihbar ve kıdem tazminatları yönünden borcu sona erdiren bir etkiye sahip değildir.
Mahkemece, ihbar ve kıdem tazminatları yönünden talebin ibraname ile borcun son bulduğu gerekçesine dayalı olarak reddine karar verilmesi hatalı olmuştur.
İbraname altında yapılan bir ödemeden söz edilmiş, davalı işveren söz konusu ödemenin ibranamede geçen işçilik hakları ile ilgili olduğunu belirtmiştir. Davacı taraf ise, bu ödemenin cari hesap kartında yazılı olan ücretlerle ilgili olduğunu açıklamıştır. Mahkemece bu konu üzerinde durulmalı ve ibraname altında yazılı olan ödemenin davaya konu isteklerle bağlantılı olup olmadığı belirlenmelidir. Buna göre ibranamenin makbuz hükmünde olup olmadığı ve yapılan ödemenin mahsubunun gerekip gerekmediği noktasında bir karar verilmelidir.
Mahkemece ibranameye dayanılarak davanın reddedilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 24.01.2007 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy