(4857 S. K. m. 19, 20)
Dava: Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı işçi, iş sözleşmesinin geçerli sebep olmadan davalı işverence feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliği ile işe iadesine ve buna bağlı tazminat ile boşta geçen süre ücretinin hüküm altına alınması isteğinde bulunmuştur.
Davalı işveren, davacının iş sözleşmesi karşılıklı anlaşma ile sona erdiğini, iş sözleşmesinin tek taraflı feshedilmediğini belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece iş sözleşmesi karşılıklı mutabakatla sona erdiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
İş sözleşmesinin nasıl sona erdiği konusu taraflar arasında uyuşmazlık konusudur. Davacı iş sözleşmesinin davalı işverence geçerli neden olmadan feshedildiğini ileri sürerken, davalı işveren sözleşmenin karşılıklı anlaşmayla sona erdiğini belirtmiştir. Yazılı bir fesih bildirimi dosyada bulunmamaktadır.
Taraflar arasında düzenlenen 4.4.2005 tarihli "Karşılıklı Mutabakat Belgesi" başlıklı belgede sözleşmenin karşılıklı anlaşma ile yürürlükten kaldırıldığı, davacıya hizmetleri karşılığı 14.964,03 YTL ödeme yapıldığı belirtilmiştir. Dosya içeriğine göre davacıya ihbar ve kıdem tazminatının ödenmiş olması anlamlıdır.
Davalı işverence bir taraftan ihbar ve kıdem tazminatının ödendiğinden söz edilmesi diğer taraftan işsözleşmesinin karşılıklı anlaşma ile sona erdiğinin ileri sürülmesi çelişki arz etmektedir. Gerçekten, iş sözleşmesinin karşılıklı anlaşma ile sona ermesi halinde kıdem tazminatının ödenmesini öngören yasal bir düzenleme bulunmadığı gibi, somut olay bakımında bir sözleşme hükmü de mevcut değildir. Dinlenen davacı tanıkları da iş sözleşmesinin işveren tarafından feshedildiğini açıklamışlardır. Belirtilen bu olgulara göre davacının işsözleşmesinin karşılıklı anlaşma ile değil, ihbar ve kıdem tazminatı ödenmek suretiyle davalı işverence feshedildiğinin kabulü gerekir.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 19. maddesine göre "İşveren fesih bildirimini yazılı olarak yapmak ve fesih sebebini açık ve kesin bir şekilde belirtmek zorundadır." Somut olayda yasanın bu emredici kuralına uygun bir fesih bulunmadığından feshin geçerli nedene dayanmadığı kabul edilmelidir. Mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olması hatalıdır.
Belirtilen nedenlerle 4857 sayılı İş Kanunun 20. maddesinin 3.fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda belirtilen nedenlerle;
1- Bakırköy 2. İş Mahkemesinin 25.5.2006 gün ve 1537/737 sayılı kararının BOZULARAK ortadan kaldırılmasına,
2- İşverence yapılan feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine,
3- Davacının yasal sürede işe başvurmasına rağmen, işverenin süresi içinde işe başlatmaması halinde ödenmesi gereken tazminat miktarının işçinin 4 aylık ücreti olarak belirlenmesine,
4- Davacının işe iade için işverene süresi içinde başvurması halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar en çok 4 aylık ücret ve diğer haklarının davacıya ödenmesi gerektiğinin belirlenmesine,
5- Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
6- Davacı vekille temsil edildiğinden, karar tarihinde yürürlükte olan tarifeye göre 400.YTL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
7- Davacı tarafından yapılan (24.40) TIL yargılama giderinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, davalının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
8- Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, kesin olarak, 16.10.2006 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy