(4857 S. K. m. 18, 20, 25, 26)
Dava: İş sözleşmesinin davalı işveren tarafından geçerli neden olmadan feshedildiğini belirten davacı, feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının iş sözleşmesinin, uyarılara rağmen iyiniyet kurallarına uymama, verilen işi yapmama, izinsiz işyerini terketme, ücret alacağı ile ilgili ödemenin en kısa zamanda yapılacağı bildirilmiş olmasına rağmen şirket ortaklarına, ve işveren temsilcilerine hakaret etme nedeni ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25/II. b maddesi uyarınca haklı nedenlerle feshedildiğini savunmuştur.
Mahkemece, davacı işçinin iş sözleşmesinin feshin konu edilen hakaret olaylarının fesih tarihinden çok önceki tarihlerde meydana geldiği, davacının bu olaylar olduktan sonra çalışmasına devam ettiği, davalı işverenin fesih hakkını olay tarihi olan 21.09.2005 ve 25.10.2005 tarihlerine göre hak düşürücü süre içinde kullanmadığı, davacının af edilmiş olduğu, bu nedenlerle feshin geçerli nedene dayanmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 4857 Sayılı İş Kanunu'nun 18. maddesinde iş sözleşmesinin işveren tarafından işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanılarak feshedilebileceği düzenlenmiştir. Söz konusu geçerli sebepler, İş Kanunu'nun 25. maddesinde belirtilen derhal fesih için öngörülen haklı nedenler olacağı gibi, bu nitelikte olmamakla birlikte, işçinin ve işyerinin normal yürüyüşünü olumsuz etkileyen nedenler olabilir. İşçinin yeterliliğinden veya davranışlarından kaynaklanan nedenler ancak işyerinde olumsuzluklara yol açması halinde fesih için geçerli neden olabilirler. İş ilişkisinin sürdürülmesinin işveren açısından önemli ve makul ölçüler içinde beklenemeyeceği durumlarda, feshin geçerli sebeplere dayandığı kabul edilmelidir.
Somut uyuşmazlıkta, davacı işçinin bir kısım işçilik alacaklarının ödenmemesi nedeni ile davalı işveren hakkında icra takibi yaptığı, bu takip nedeni ile davacı işçi ile davalı işveren arasında olumsuzluklar yaşandığı, takip eden süreçte, davacı işçinin 21.09.2005 ve 25.10.2005 tarihlerinde işverenin diğer bir işçisine ve işveren temsilcisine hakaret içeren sözler söylediği, davacı hakkında disiplin soruşturması başlatıldığı ve soruşturma sonucunda iş sözleşmesinin feshedildiği anlaşılmaktadır. Disiplin soruşturmasının devamı ve sonuçlandırılması ile fesih işlemini gerçekleştirecek yetkili makamın onayına sunulması sürecinde, hak düşürücü süre dikkate alınmaz. Bir başka anlatımla, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 26. maddesinde ön görülen 6 günlük hak düşürücü süre, bu süreçte kesintiye uğrar. Ayrıca, belirtmek gerekir ki, hak düşürücü sürenin geçirilmiş olması, iş sözleşmesinin feshini haksız kılsa da, geçerli nedeni ortadan kaldırmaz. Kısaca, davacının davranışlarından kaynaklanan geçerli nedenlerin varlığı halinde, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 26. maddesindeki hak düşürücü süre dikkate alınmaz. Davacı işçi ile davalı işveren arasında yaşanan bu olaylar, işyerinde olumsuzluklara yol açmıştır. İş ilişkisinin sürdürülmesi olanağı kalmamıştır. Davacının davranışlarından kaynaklanan geçerli nedenler vardır. Davanın reddi yerine yazılı şekilde kabulü hatalı bulunmuştur.
4857 sayılı İş Yasasının 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
Sonuç: Yukarda açıklanan gerekçe ile;
1. Mahkemenin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. Davanın REDDİNE,
3. Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4. Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 25.00 YTL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5. Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 400-YTL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6. Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, 30.10.2006 tarihinde kesin olarak oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy