(4857 S. K. m. 7, 20)
Dava: Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkeme, davayı husumet yönünden reddetmiştir. Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı işçi, iş sözleşmesinin geçerli sebep olmadan davalı işverence feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliği ile işe iadesine ve buna bağlı tazminat ile boşta geçen süre ücretinin hüküm altına alınması isteğinde bulunmuştur.
Davalı işveren, davacının dava dışı E. Holding A.Ş.nin işçisi olduğunu davanın husumet yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece davacının işyeri şahsi dosyasına, yazılı iş sözleşmesine, işten ayrılma bildirgesine, işe giriş bildirgesine ve dosya kapsamına göre davacının E. Holding AŞ'nin işçisi olduğu gerekçesi ile davanın husumet yönünden reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili, gerçekte davalı şirketin işveren olduğunu, kağıt üzerinde dava dışı E. Holding AŞ'nin işveren olarak gösterilmesinin muvazaalı bir işlem olduğunu ileri sürmüştür. Dosya içeriğine göre davacının SSK işe giriş bildirgesi dava dışı E. Holding AŞ tarafından verilmiş, ücret bordroları da aynı şirket tarafından düzenlenmiştir. İş sözleşmesinin feshine ilişkin yazının üst tarafında davalı şirketin ismi yer almaktadır. Fesih bildirimini davalı şirket adına İdari İşler ve İş Güvenliği Müdür Yardımcısı Aslan ile muhasebe müdürü Burak imzalamışlardır. Ancak, adı geçen şahıslardan Burak, 30.10.2003 tarihinde E. Holding AŞ.de muhasebe danışmanı olarak atanmış ve kendisine 1. dereceden imza yetkisi verilmiştir. Sözü edilen şahıs aynı zamanda davalı şirket adına avukata vekalet verenlerden birisidir. Her iki şirketin ortaklarının büyük bir kısmı da aynıdır. Mahkemece dava konusu uyuşmazlık bakımından davalı şirket ile dava dışı anılan şirket arasındaki ilişki asıl işveren alt işveren, geçici iş ilişkisi, iş sözleşmesinin devri gibi hususlar yönünden ayrı ayrı irdelenmemiş, ayrıca varsa birlikte istihdam olgusu üzerinde durulmamıştır. Bu nedenle yapılacak iş, her iki şirket arasında yukarıda belirtilen anlamda ne tür bir hukuki ilişki bulunduğu ve muvazaalı bir işlem söz konusu olup olmadığı gerekirse işyerinde bilirkişi incelemesi yapılmak suretiyle tespit edilmeli, işçinin gerçek işverenin hangi şirket olduğu şüpheye yer vermeyecek şekilde açıklığa kavuşturularak sonucuna göre bir karar verilmelidir. Eksik inceleme ile davanın husumet yönünden reddine karar verilmiş olması hatalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 06.11.2006 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy