(2004 S. K. m. 67)
Davacı, itirazın iptali ile İcra inkâr tazminatına karar verilmesini davalı-karşı davacı ise manevi tazminatın ödetilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, davayı görev yönünden reddetmiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı, prim alacağının tahsili istemi ile giriştiği İcra takibine yapılan itirazın iptali ile davalının icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesini talep etmiştir.
Davalı, karşı dava ile manevi tazminat isteminde bulunmuş ayrıca davacının genel müdür sıfatı ile görev yaptığını görevli mahkemenin iş mahkemesi olmadığını beyan ederek görev itirazında bulunmuştur.
Mahkeme, genel müdür olarak davalı şirkette görev yapan davacı ile davalı arasındaki ilişkinin iş sözleşmesi değil ticari ilişkiden kaynaklandığı, görevli mahkemenin ticaret mahkemesi olacağı gerekçesi ile davanın görev yönünden reddine karar vermiştir.
Dosya içeriğine göre, şirketi temsil eden şahıslar ile davacı arasında beş yıl süreli iş sözleşmesi düzenlendiği, davacıya yapmış olduğu müdürlük görevi karşılığı belirli bir ücret ödendiği ve bu ücret ödeme şeklinin süreklilik arz ettiği, böylece taraflar arasında hizmet akdi ilişkisi koşullarının gerçekleşmiş olduğu görülmektedir.
Diğer yandan davalının aynı zamanda şirket ortağı olmadığı buna göre taraflar arasındaki ilişkinin Türk Ticaret Kanunu anlamında mutlak ticari iş olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda uyuşmazlığın işçi ve işveren arasında İş Kanunundan doğan bir uyuşmazlık olarak kabulü ile dava konusu istekler hakkında gerekli inceleme yapılarak bir karar verilmesi gerekir iken yazılı gerekçe ile görev yönünden davanın reddine karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 18.07.2006 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy