(818 S. K. m. 313)
Davacı; davalı işyerinde Hizmet akdi ile hukuk müşavirliği ve avukatlık görevini yürüttüğünü uzun süre çalıştıktan sonra, davalı tarafça 25.11.2005 tarihli fesih yazısı ile sözleşmelinin feshedildiğini, belirterek kıdem tazminatı talebinde bulunmuştur.
Davalı ise; davacı ile aralarında hizmet akdi değil vekalet akdi ilişkisi bulunduğunu, bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece savunmaya değer verilerek dava ret edilmiştir.
Dosyadaki bilgi belgelere ve özellikle 01.01.2002 tarihli hizmet sözleşmesine göre avukat olan davacı, davalıya ait işyerinde aylık ücretle sürekli çalışmıştır. Aradaki ilişkinin hizmet akdine mi yoksa vekalet akdine mi dayandığı sorunun çözümünde iş ücret ve bağımlılık unsurları ile yetinilmeyip, yapılacak işin zamanla mı, yoksa dosya sayısı ile mi sınırlandığının da dikkate alınması gerekir. Şayet dosya sayısı ile bir sınırlandırma var ise, ilişkinin vekalet ilişkisine dayandığı; aksi halde hizmet akdinin söz konusu olduğu sonucuna varılmalıdır.
Somut olayda, davacının sürekli şekilde çalıştığı ücretlerinin her ay muntazam ödendiği görülmektedir. Bu maddi ve hukuki olgular karşısında, davacının hizmet akdine dayalı olarak işyerinde çalıştığı kabul edilerek, işin esası incelenip sonucuna göre bir karar verilmelidir. Davacının, ayrıca avukatlık bürosunun bulunması bu hukuki sonucu değiştirmez Yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 07.03.2007 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy