(4857 S. K. m. 25) (1475 S. K. m. 14)
Dava: Davacı, kıdem, ihbar tazminatı, fazla çalışma ücreti ile ücret alacağının, karşı davacı ise tazminat alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı-karşı davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının ve karşı davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı, iş akdinin haksız olarak feshedildiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı isteklerinin hüküm altına alınmasını istemiştir.
Davalı, davacının su ile yıkanmaması gereken iş makinesini su ile yıkaması sonucu aracın zarar gördüğünü, iş akdinin 4857 Sayılı Kanununun 25/II maddesi uyarınca haklı olarak feshedildiğini, savunmuştur. Ayrıca karşı dava ile iş makinesinin tamiri için dava tarihi itibari ile 725.000.000.TL ödemek zorunda kaldığını ileri sürerek bu miktarın tahsilini isteyerek karşı dava açmıştır.
Mahkemece, davacı işçinin su ile yıkamaması gereken transpalet aracını su ile yıkayarak arızalanmasına neden olduğu, ilgili eğitimin verildiği, zarardan sorumlu olduğu kanaati ile, karşı dava ile istenen ve 550 YTL. olduğu belirlenen zararın davacı-karşı davalıdan tahsiline; iş akdinin haklı olarak feshini gerektirir bir neden tespit edilemediğinden davacının kıdem ve ihbar tazminatı isteklerinin ise kabulüne karar verilmiştir. Verilen karar davacı işçi tarafından da temyiz edilmemiş, işçinin verdiği zarar konusu kesinleşmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelere göre, davacı işçinin, davalı işverene ait aracı su ile yıkamaması gerektiği halde su ile yıkaması sonucu arızalanmasına neden olduğu ve verilen zararın 550 YTL olduğu anlaşılmaktadır. Davacı işçinin bir aylık brüt ücreti ise 404.273.000.TL. dir. Bu durumda davacı işçinin 4857 Sayılı Kanunun 25/II-ı maddesi uyarınca işçinin kendi isteği veya savsaması yüzünden işin güvenliğini tehlikeye düşürmesi, işyerinin malı olan veya malı olmayıp da eli altında bulunan makineleri, tesisatı veya başka eşya ve maddeleri otuz günlük ücretinin tutarıyla ödemeyecek derecede hasara ve kayba uğratması nedeni ile, iş akdinin işveren tarafından haklı olarak feshedildiğinin kabulü ile kıdem ve ihbar tazminatı isteklerinin reddi gerekirken, yazılı şekilde kabulü hatalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye İADESİNE, 07.03.2007 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
Davacı iş sözleşmesinin haksız fesih olduğundan söz edilerek kıdem ihbar tazminatları ile bir kısım işçilik alacakları isteminde bulunmuştur.
Davalı feshin haklılığını savunduktan sonra karşı dava ile tazminat talep etmiştir.
Mahkemece karşı dava kısmen kabul edilmiş, kıdem ve ihbar tazminatları ile işçilik alacakları kabul edilmiştir. Karar davalı (karşı davacı) işverence temyiz edilmiştir.
Daire çoğunluğunca, temyiz edilmeyen karşı davada zarara hükmedilmiş düşüncesiyle, kıdem ve ihbar tazminatları isteklerinin reddi kararına varmıştır.
Yerel mahkeme kararının hatalı olduğu bizce de kabul edilmektedir. Ancak miktar olarak kesinlik sınırı altında kalan isteğin hukuki sebep olarak asıl davayı etkilemeyeceği düşüncesindeyiz.
Fesih 4857 Sayılı Kanunun 25/II ve içeriğine göre de (I) fıkrası gereğince yapılmıştır.
Söz konusu fıkrada işçinin işveren makinelerini otuz günlük ücreti tutarıyla ödeyemeyecek derecede hasara uğratması durumunda işverence haklı olarak iş sözleşmesinin feshedileceği ifade edilmiştir.
Dairemizin kökleşmiş içtihatlarında böyle hallerde zarara yönelik kusur raporu aranmaktadır.
Mahkemece kusur raporu alınmamıştır. Asıl dava ile karşı dava kural olarak birbirini etkileyemez. Çünkü her biri ayrı davadır. Örneğin karşı davadan feragat edilmesi durumunda asıl dava devam eder. Hükümde her iki dava ayrı ayrı gösterilir. Ancak iki davanın muhakeme safhası birdir. Deliller birlikte incelenir.
Burada sorun kesinlik sınırı altında olan bir karşı davanın asıl dava için bağlayıcı olup olmaması noktasında toplanmaktadır. Karşı davadaki zarar miktarı istemi asıl davada incelenmemiş, diğer alacakları inceleyen bilirkişi raporunda bu konuda sonuca varılmış, söz konusu rapor itiraza uğramıştır.
Başka bir anlatımla asıl dava ve karşı davayı birlikte gören yargıç 25/II-ı'deki koşulları incelemelidir. Karşı davanın kesinlik sınırı altında kalışı nedeniyle Yargıtay denetimine tabi tutulamaması, asıl davayı etkilememeli aksi halde davaların bağımsızlığı ortadan kalkar. Adaletsiz sonuçlar doğar. Burada karşı davanın kuvvetli delil olması durumu dahi kabul edilemez.
Mahkemece 25/II-ı'nın unsurları irdelenmeli feshin haklı olup olmaması durumu kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenmeli ve asıl davadaki istekler bu bağlamda sonuçlandırılmalıdır.
Yukarıda sayılan bu gerekçelerle Daire çoğunluğunun bozma gerekçesine katılamıyoruz. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy