(1475 S. K. m. 35, 61) (4857 S. K. m. 41, 63)
Dava: Davacı, ihbar, kıdem ve kötüniyet tazminatları, izin ücreti ile fazla mesai alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının tüm, davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacının hizmet süresinin bir kısmı 1475 sayılı İş Kanunu, bir kısmı da 4857 sayılı İş Kanunu kapsamına girmektedir. Her iki İş Yasasında fazla çalışma süresinin haftalık çalışma süresi üzerinden belirlenmesi gerekir. Dosya kapsamından davacının haftada 5 gün çalıştığı ve sadece yaz aylarında fazla çalışma yapıldığı anlaşılmaktadır. Davacının bu 5 günlük sürede hangi saatler arası çalıştığı belirlenmeli, her gün için yemek, zorunlu ihtiyaçlar, çay molası gibi ara dinlenmeler süresi düşülmeli haftalık toplam çalışma süresi bu şekilde hesaplandıktan sonra, yasal çalışma süresi olan 45 saat bundan mahsup edilerek davacının haftalık fazla çalışma süresi saptanmalı, aylık, yıllık fazla çalışma süresi de bu haftalık süreler toplamı üzerinden hesaplanmalı ve sonucuna göre karar verilmelidir. Hükme dayanak bilirkişi raporu bu nedenlerle hatalı olduğundan yukarıda açıklandığı şekilde hesaplama yaptırılmak ve karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.
Ayrıca, davalı ilk bilirkişi raporundan sonra zamanaşımı def'inde bulunmuş; davacı makul sürede bu hususa karşı koymamakla zımnen muvafakat etmiş olmakla, zamanaşımı def'inin nazara alınması gerektiğinin düşünülmemesi de hatalıdır.
3- Davacının yıllık izin süresinin de 1475 ve 4857 sayılı Kanun kapsamına giren dönemler nazara alınarak bulunması gerekir. Davacı, 1.6.1996 tarihinde işe girmiş; 21.8.1997 - 21.2.1999 tarihleri arasında askerlik yapmış ve hizmet akdi 10.10.2004 tarihinde sona ermiştir. Davacı, 1.6.1997 tarihinde bir yıllık izne hak kazanmakta, askerlik sonrası da, askerlikten önce çalıştığı sürenin sonraki süresi eklenmesi ile hizmet akdini sona erdirildiği tarihe kadar beş yıllık izne daha hak kazanmaktadır. Buna göre, 1475 Sayılı ve son yıllık izin için 4857 sayılı Kanun nazara alınarak davacı 78 gün yıllık izne hak kazandığı halde hatalı hesaplama yapan bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulması doğru değildir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 12.04.2007 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy