(4857 S. K. m. 2) (1086 S. K. m. 275)
Dava: Davalıya ait işyerinde alt taşeronlar değiştiği halde, davalı işverenin asıl işçileri ile birlikte yemekhanede bulaşık işinde çalıştığını iddia eden davacı, iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan feshedildiğini belirterek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı işveren vekili, davacının alt taşeron işçisi olduğunu ve en son alt taşeron olan şirketin davacıyı işe almadığını, yemek ve bulaşık işinin 9 işçi çalıştırılmak sureti ile ihaleye verildiğini, sözleşmelerin yasaya uygun olduğunu, muvazaaya dayanmadığını, davanın davalıya yöneltilemeyeceğini savunmuştur.
Mahkemece, davalı işyerinde 10 civarında işçi çalıştığı, davacının iş güvencesi kapsamında kalmadığı, bu nedenle reddi gerekeceği, bir an için muvazaa kabul edilse bile, sorumluluğunun işçilik alacakları yönünde olacağı, feshin geçersizliği ve işe iade de sorumluluğun işçiyi fiilen çalıştıran ve iş sözleşmesini son erdiren işveren olduğu, davacının davalı işverenin değil dava dışı şirket işçisi olduğu, davalıya husumet yöneltilemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2/6-son maddesi uyarınca, Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur. Asıl işverenin işçilerinin alt işveren tarafından işe alınarak çalıştırılmaya devam ettirilmesi suretiyle hakları kısıtlanamaz veya daha önce o işyerinde çalıştırılan kimse ile alt işveren ilişkisi kurulamaz. Aksi halde ve genel olarak asıl işveren alt işveren ilişkisinin muvazaalı işleme dayandığı kabul edilerek alt işverenin işçileri başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçisi sayılarak işlem görürler. İşletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işler dışında asıl iş bölünerek alt işverenlere verilemez.
Dosya içeriğine göre, davalı işverenin ihale ile, işyeri yemekhanesinde yemek pişirme, dağıtım ve sonrası işlerin yapılması için alt taşeronlarla sözleşme imzaladığı ve davacının alt taşeronlar değiştiği halde, davalıya ait işyerinde alt taşeron işçisi olarak çalıştırıldığı anlaşılmaktadır. Davacı taşeron işçilerinin davalı işverenin talimatı ve denetimi altında çalıştırıldıklarını ve en son davalı asıl işveren tarafından iş sözleşmesinin feshedildiğini belirtmektedir. Alt-asıl işveren ilişkisinin muvazaaya dayandığı iddiası üzerinde durulmamıştır.
Dava dışı tüm alt işverenlerle ilgili Ticaret ve SSK Sicil, Vergi Kayıtları getirtilmeli, şirketlerin davalı işyeri dışında ihale ile iş alıp almadıkları, ticari faaliyetlerinin kayıt üzerinde kalıp kalmadıkları belirlenmeli, davacının sunduğu kanıtlar ve bildirdiği tanıklar dinlenmeli, işyerinde keşif yapılmalı, işyeri kayıtları ve davalı ile dava dışı şirketler arasındaki sözleşme 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2/6-son maddesi kapsamında incelenmeli, bilirkişilerden bu konuları açıklayan ve denetime elverişli olan raporlar alınmalı, muvazaa olduğu sonucuna varıldığı takdirde, davalı şirket baştan itibaren davacının işvereni sayılacağından, davalı işverenin işyerinde asıl iş ve yardımcı işlerinde çalışan tüm işçilerin sayısı 30 işçi kıstasında değerlendirilerek, feshin geçersizliğine, aksi halde ise, husumetten davanın reddine karar verilmelidir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 27.11.2006 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy