(4857 S. K. m. 2, 7, 20) (1580 S. K. m. 67)
Dava: Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davacı ve davalı B. tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı işçi, işe girdiği tarihten bu yana ... Genel Müdürlüğü işyerinde çalıştığını, davalı şirket ile ... Genel Müdürlüğü arasında yapılan ihale sözleşmesinin muvazaaya dayandığını, iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan işverence feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücretinin belirlenmesini istemiştir.
Davalı şirket, davacının belirli süreli sözleşme imzalama yerine ayrılmayı tercih ettiğini belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, davalı ile dava dışı ... arasında yapılan hizmet alım sözleşmesinin muvazaalı olmadığı, çünkü davalının sadece anılan genel müdürlük ile yapılan hizmet alım sözleşmesi ile ilgili olarak kurulmadığı, sözleşmeden çok önce kurulduğu, ancak ortakları arasında ...'nun da bulunduğu, Belediyeler Kanunu'nun bazı hizmetlerin ihale suretiyle taşeronlara verilmesine imkan tanıdığı, dolayısıyla davalı ile dava dışı ... arasında yapılan sözleşmenin muvazaalı olmadığı, davacının başından beri davalı şirketin işçisi olduğu, davalı şirket ile dava dışı ... arasında geçici iş ilişkisinin de bulunmadığı, iş sözleşmesinin belirsiz süreli olduğu ve feshin geçerli nedene dayanmadığı sonucuna varılarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davacı ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davalı şirketin dava dışı ... Genel Müdürlüğü'ne ait toplu ulaşım ve taşıma hizmetlerini üstlendiği ve davacıyı bu işte çalıştırdığı konusu uyuşmazlık dışıdır.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 2. maddesinin 6. fıkrasında asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerin alt işverene verilebileceği, 7. fıkrasında ise asıl işverenin işçilerinin alt işveren tarafından işe alınarak çalıştırılmaya devam ettirilmesi suretiyle haklarının kısıtlanamayacağı veya daha önce o işyerinde çalıştırılan kimse ile alt işveren ilişkisi kurulamayacağı, aksi halde ve genel olarak asıl işveren alt işveren ilişkisinin muvazaalı işleme dayandığı kabul edilerek alt işverenin işçilerinin başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçisi sayılarak işlem göreceği belirtilmiştir.
Toplu ulaşım ve taşıma hizmetleri belediyenin asli işi olup, bu işlerin alt işverene gördürülmesi için İş Kanunu'nun 2. maddesinin 6. fıkrasında belirtilen koşulların mevcut olması gerekir. Somut olayda, ihale sözleşmesinin yapıldığı tarih itibariyle yasada belirtilen koşullar gerçekleşmiş değildir. Her ne kadar 24.12.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5272 sayılı Belediyeler Kanunu'nun 67. maddesi ile bu kanunun Anayasa Mahkemesi'nce iptali üzerine yürürlüğe giren 5393 sayılı Belediyeler Kanunu'nun 67. maddesi bu işlerin taşerona verilmesine imkan tanımakta ise de, davalı şirket ile dava dışı genel müdürlük arasında hizmet alım sözleşmesi anılan kanunların yürürlüğe girmesinden önce yapılmış olup, kurulduğu sırada muvazaalı olan asıl işveren-alt işveren ilişkisi nedeni ile dava dışı ... Genel Müdürlüğü'nün işçisi olan davacının, hizmet alım sözleşmesinin tarafı olan davalı şirket tarafından Belediyeler Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden sonra çalıştırılmaya devam ettirilmesi durumunda da İş Kanunu'nun 2/7. maddesi uyarınca asıl işveren-alt işveren ilişkisinin muvazaaya dayandığını kabul etmek gerekir. Zira bu durumda, asıl işverenin işçisinin alt işveren tarafından işe alınarak çalıştırılması suretiyle haklarının kısıtlanması söz konusudur.
Buna göre davacı dava dışı ... Genel Müdürlüğü'nün işçisi olup, davalı şirket hakkında feshin geçersizliği ile işe iade davası açılamaz. Belirtmek gerekir ki, davacı dava dilekçesinde asıl işveren-alt işveren ilişkisinin muvazaaya dayandığını belirtmesine rağmen davalı şirket hakkında dava açtığından bu durumda temsilde yanılmadan da söz edilemez.
Dosya içeriğine göre, davalı ile ... Genel Müdürlüğü arasındaki sözleşmenin 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2 ve 7. maddelerine aykırı olduğu ve davacının ... Genel Müdürlüğü işçisi olduğu anlaşılmaktadır. Davacı Ego Genel Müdürlüğü işçisi olduğuna göre, davalı hakkında feshin geçersizliği ve işe iadesine karar verilmesi yerinde değildir.
Belirtilen nedenlerle, yerel mahkeme kararının 4857 sayılı İş Kanunu'nun 20/3. maddesi uyarınca bozularak ortadan kaldırılması ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle,
1) Yerel mahkeme kararının bozularak ortadan kaldırılmasına,
2) Davalı şirket hakkında açılan davanın husumet yönünden reddine,
3) Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4) Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 20.00 -YTL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5) Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 400.-YTL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6) Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 27.02.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy