(4857 S. K. m. 20, 25) (İş Kanununa İlişkin Fazla Çalışma ve Fazla Sürelerle Çalışma Yönetmeliği m. 9)
Dava: Davacı işçi, iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan işverence feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücretinin belirlenmesini istemiştir.
Davalı işveren, davacının iki defa ihtar edilmesine rağmen görevinde gerekli özen ve dikkati göstermeyerek hatalı iş yaptığını, verilen talimatlara uymadığını, önceden onay verdiği halde fazla mesaiye kalmak istemediğini, işe gelmediği güne ilişkin istirahat raporunu sonradan gönderdiğini, iş sözleşmesinin bu nedenlerle feshedildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece İş Kanunu'na İlişkin Fazla Çalışma ve Fazla Sürelerle Çalışma Yönetmeliği'nin 9. maddesi uyarınca onayın her yılbaşında alınması gerektiği, davacıdan 2005 yılı için bir onay alınmadığı, raporlamalardaki hataların normal olduğu, raporların sonradan kontrol edildiği ve kontrol sonrası tekrar düzeltme yapıldığı, davalı şirketçe ibraz edilen raporların davacıdan sadır olduğunun da kanıtlanmadığı, feshin haklı ve geçerli nedene dayanmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davalı işverence davacının hatalı raporlama yapması ve fazla mesaiye kalmak istememesi olmak üzere iki eylemi fesih nedeni yapılmıştır. İş Kanununa İlişkin Fazla Çalışma ve Fazla Sürelerle Çalışma Yönetmeliğinin 9.maddesinde fazla mesaiye kalması için her yılbaşında işçiden onay alınması gerektiği düzenlenmiştir. Kuşkusuz, anılan yönetmeliğe uygun olarak davacıdan onay alınmamış ise fazla mesaiye kalmak istememesi haklı fesih nedeni yapılamaz. Somut olayda, iş sözleşmesinin Fazla Mesai başlıklı fıkrasında davacının fazla mesai yapmayı kabul ettiği belirtilmiştir. Davacı haklı bir mazereti bulunduğunu, fazla mesai ücretinin ödenmediğini ya da eksik ödendiğini de iddia etmediğine göre fazla mesaiye kalmak istememesi fesih için geçerli neden olabilir. Ayrıca, dosya içeriğine göre davacının görevli olduğu raporlama işinde sürekli hata yaptığı, hata oranının işyeri şartlarında normal karşılanabilecek hata oranını aştığı anlaşılmaktadır. Raporlamadaki hataların kasıtlı yapıldığı iddia ve ispat edilmediğine göre davacının yetersizliğinden söz edilmelidir. Bu durum ise haklı fesih nedeni değil, geçerli nedenle feshi gerektirir. Mevcut olgulara göre davacının iş sözleşmesi geçerli nedenle feshedilmiş olup, işe iade isteğinin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı İş Kanunun 20.maddesinin 3.fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda belirtilen nedenlerle;
1- İstanbul 7. İş Mahkemesinin 12.7.2006 gün ve 884-519 sayılı kararının bozularak ortadan kaldırılmasına,
2- Davanın reddine,
3- Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4- Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 20 YTL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5- Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 450.- YTL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6- Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak, 18.12.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy