(1086 S. K. m. 83, 87) (4857 S. K. m. 17, 18) (YHGK 03.07.2002 T. 2002/9-564 E. 2002/572 K.)
Dava: Davacı, ihbar, kıdem ve kötüniyet tazminatları, ücret farkı, yıllık izin ücreti ile manevi tazminatın ödetilmesini, davalı ve karşı davacı ise ihbar tazminatı ile rapor ücretinin ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, asıl davayı kısmen hüküm altına almış, karşı davayı reddetmiştir.
Hüküm duruşmalı olarak süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş ise de; HUMK.nun 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin miktardan reddine ve incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı işçi iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından kötü niyetli olarak feshedildiğini ileri sürerek kötüniyet tazminatı isteğinde bulunmuş, mahkemece istek doğrultusunda karar verilmiştir.
Fesih tarihinde yürürlükte olan 4857 sayılı İş Kanununun 17. maddesinin 6. fıkrasında, ...bu Kanunun 18, 19, 20 ve 21 inci maddelerinin uygulama alanı dışında kalan işçilerin iş sözleşmesinin, fesih hakkının kötüye kullanılarak sona erdirildiği durumlarda işçiye bildirim süresinin üç katı tutarında tazminat ödenir şeklinde kurala yer verilmiştir. Davacının hizmet aktinin feshedildiği 21.07.2003 tarihinde 4857 sayılı Yasa Yürürlükte bulunmaktadır. Anılan yasanın 17. maddesinde düzenlenen kötü niyet tazminatından yararlanılabilmesi için aynı yasanın 18. ve devamı maddelerindeki işgüvencesi koşullarından yararlanamaması gerekir. Somut olayda davacının 6 aydan fazla kıdeminin olduğu, davalı Gima Gıda Ltd. Şirketinin Türkiye genelinde 30 dan fazla işçisinin çalıştığı, buna göre 18. maddedeki koşulların oluştuğu anlaşılmaktadır. Kötüniyet tazminatı isteğinin reddi gerekirken kabulü hatalıdır.
3- Hukuk Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenin 03.07.2002 gün 2002/564-572 sayılı kararına göre kıdem tazminatı dışındaki ıslahla arttırılan miktarlara ıslah tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerektiği halde ilk kısmi dava tarihinden itibaren yasal faize karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye İADESİNE, 10.05.2007 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy