(4857 S. K. m. 22) (1475 S. K. m. 2) (1086 S. K. m. 435)
Dava: Davacı, fark ihbar tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm duruşmalı olarak davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş ise de; HUMK. nun 435. maddesi gereğince duruşma isteğinin süreden reddine ve incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: İşyerinde 1997 tarihinde çalışmaya başlayan davacının hizmet akdinin 2.8.2004 tarihinde sona erdiği, ihbar tazminatının 2001 yılında yürürlüğe giren yeni yönetmelik gereğince ödendiği anlaşılmaktadır. Davacı, 2001 tarihinden önce yürürlükte bulunan yönetmelik gereğince ihbar tazminatının hesaplanıp ödenmesini iddia ederek fark ihbar tazminatı talebinde bulunmuştur. Mahkemece İş Yasasının 22. maddesi gereğince 2001 tarihli yönetmelik değişikliğinin davacıya yazılı olarak tebliğ edilmediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkemenin kararına dayanak yaptığı 4857 sayılı yasanın 22. maddesi 1 Haziran 2003 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Yönetmelikte değişiklik yapıldığı 2001 tarihinde 1475 sayılı yasa yürürlükte olup, bu yasa gereği yazılı tebligat zorunluluğu yoktur. Bir İnşaat Şirketi olan işyerinde 2001 tarihinden itibaren yeni yönetmeliğin yürürlüğe girdiği bir çok işçinin imzası alınarak bilgilerine sunulmuştur.
Davacının bu yönetmelik değişikliğini bilmediğini iddia etmesi objektif iyiniyet kurallarıyla ve hayatın olağan akışına aykırıdır. Davacı, yönetmelik yürürlüğe girdikten üç yıl sonra, yeni yönetmelik gereği yapılan ihbar tazminatı ödemesinin yasal olduğunun kabulü gerekir. Bu nedenle fark ihbar tazminatı reddedilmelidir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 16.05.2007 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy