(4857 S. K. m. 20, 25, 26)
Dava: Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı işçi, iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan işverence feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücretinin belirlenmesini istemiştir.
Davalı işveren, davacının bir vatandaşın belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece davacının yaptığı iş karşılığında işyerinde mutat uygulama gereği olarak para aldığı, bu parayı amiri konumundaki şahsa teslim ettiği, olayda maddi çıkar sağlama yoluna gitmediği, olaydan itibaren 6 iş günlük hak düşürücü sürenin geçtiği, feshin haklı nedene dayanmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
İş sözleşmesinin İş Kanunu'nun 26. maddesinde öngörülen 6 iş günlük hak düşürücü süre geçtikten sonra feshedilmesi halinde fesih haksız duruma gelmekte ve davacı diğer koşulları mevcutsa ihbar ve kıdem tazminatına hak kazanmaktadır. Ancak salt sözü edilen sürenin geçirilmiş olması, kural olarak, feshi geçersiz hale getirmez. Haklı nedene dayanmayan feshin geçerli nedene dayanması mümkündür. Dairemiz uygulamasına göre geçerli nedenle fesih için feshin makul bir süre içinde yapılmış olması yeterlidir. Bu nedenle, 6 iş günlük süre geçtiği gerekçesi ile feshin geçerli nedene dayanmadığı sonucuna varılmış olması doğru değildir.
Öte yandan, tanık anlatımlarına ve özellikle idari soruşturma sırasında davacı ile birlikte göreve giden K... Çalışkan isimli işçinin verdiği bilgilere göre davacının bir vatandaşın kanalizasyon arızasını telsizle kurumu arayıp, ilgili birimi haberdar etmek ve alınacak ücreti sormak yerine, vatandaştan para talep ettiği ve durumu kuruma bildirmediği, aldığı paranın bir miktarını da yanında çalışan diğer işçiye vererek bunun vatandaş tarafından verilen yemek parası olduğunu belirttiği, daha sonra ilgili vatandaşın kuruma gelip makbuz talep etmesi ve şikayet etmesi üzerine olayın ortaya çıktığı ve paranın yarısının davacı tarafından, yarısının da diğer işçi tarafından ilgili görevliye teslim edildiği anlaşılmaktadır. Davacının söz konusu eylemi doğruluk ve bağlılığa uymayıp, İş Kanunu'nun 25/II-e maddesi kapsamına girmektedir. İşverence yapılan fesih haklı nedene dayandığından davacının işe iade isteğinin reddine karar verilmesi gerekirken gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş olması hatalıdır.
Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı İş Kanunun 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda belirtilen nedenlerle;
1- Bursa 5. İş Mahkemesinin 26.7.2006 gün ve 956-353 sayılı kararının bozularak ortadan kaldırılmasına,
2- Davanın REDDİNE,
3- Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4- Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 12.60 YTL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5- Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 450.-YTL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6- Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 22.01.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy