(4857 S. K. m. 19)
Dava: Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, davanın reddine karar vermiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı işçi, iş sözleşmesinin geçerli sebep olmadan feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğinin tespiti ile işe iadesine karar verilmesini, işverence işe başlatılmaması durumunda tazminat ile boşta geçen süre ücreti ve diğer haklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalı işveren iş sözleşmesinin geçerli nedenle feshedildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, davacının tutanaklarda geçen hususların aksini ispat edemediği ve sendika şube başkanı ile aralarında oluşan husumetin işyerinde işlerin yürüyüşünü olumsuz etkilediği, feshin geçerli nedene dayandığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içindeki bilgi ve belgelere göre ilk olarak 12.8.2005 tarihli yazı ile şubeye gelen telefon faturasının yüksek oluşu ve Kurucaşile Belediyesi ile yapılan yazışmanın gecikmesi nedenlerine dayalı olarak savunması istenmiştir. Davacı işçi 22.8.2005 tarihli savunması yazısında, telefonun kendisi tarafından kullanılmadığı açıklanmış ve adı geçen belediye ile yazışmanın işyerinin taşınması aşamasında hatalı şekilde yapıldığı belirtilmiştir. Davalı işveren işyeri telefonunun davacı işçi tarafından kullanıldığı ya da başkalarına kullandırıldığını yöntemince kanıtlanamamıştır. Öte yandan davalı sendika ile belediye arasında gecikmeli olarak yapıldığı ileri sürülen yazışmanın işyerinde olumsuzluklara yol açtığı da işverence ileri sürülmüş ve ispatlanmış değildir. Bu itibarla davanın savunması alındığı hususlar yönünden fesih için geçerli nedenin varlığı kanıtlanamamıştır.
Davacının iş sözleşmesi ihbar ve kıdem tazminatları ödenmek suretiyle ve soyut gerekçelere dayanılarak feshedilmiştir. Fesih öncesinde davalı işveren tarafından sendika genel başkanlığına yazılan yazılarda davacının başkaca eylemlerinden söz edilmiş ise de, belirtilen yönlerden davacının savunması alınmamıştır. 4857 sayılı İş Kanununun 19. maddesine göre işçinin savunması alınmaksızın verimi ve davranışlarına dayanılarak iş sözleşmesinin feshi mümkün değildir. Böyle olunca davacı işçini işe iade isteğinin kabulü yerine yazılı şekilde isteğin reddi hatalı olmuştur.
Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı İş Kanunun 20. maddesinin 3.fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda belirtilen nedenlerle;
1- Zonguldak 1. İş Mahkemesinin kararının bozularak ortadan kaldırılmasına,
2- İşverence yapılan feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine,
3- Davacının yasal sürede işe başvurmasına rağmen, işverenin süresi içinde işe başlatmaması halinde ödenmesi gereken tazminat miktarının işçinin 4 aylık ücreti olarak belirlenmesine,
4- Davacının işe iade için işverene süresi içinde başvurması halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar en çok dört aylık ücret ve diğer haklarının davacıya ödenmesi gerektiğinin belirlenmesine,
Davacının işe başlatılması halinde varsa ödenen ihbar ve kıdem tazminatının bu alacaktan mahsubuna,
5- Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
6- Davacı vekille temsil edildiğinden, karar tarihinde yürürlükte olan tarifeye göre 450YTL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
7- Davacı tarafından yapılan 61.00 YTL yargılama giderinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, davalının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
8- Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, kesin olarak, 23.01.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy