(4857 S. K. m. 18, 20, 21, 25)
Dava: Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı işçi, iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan işverence feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücretinin belirlenmesini istemiştir.
Davalı işveren, davacının 29.8.2005 tarihinden itibaren işe gelmemesi üzerine 15.9.2005 tarihli yazı ile 3 gün içinde mazeretini bildirmesi ve işe başlamasının istendiğini, yazının babasına tebliğ edilmesine rağmen iş sözleşmesinin feshedildiği 5.10.2005 tarihine kadar herhangi bir bilgi verilmediğini, davacının tutuklu olduğunun bildirilmediğini, iş sözleşmesinin devamsızlık nedeni ile feshedildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, davacının tutuklu kaldığı sürenin İş Kanunu'nun 25/IV ve 17. maddelerinde öngörülen sürelerin altında kaldığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içeriğine göre davacının görevli memura görevini yaptırmamak için direnme, gece konut dokunulmazlığını ihlal, kasten yaralama ve tehdit suçlarından 29.8.2005-4.10.2005 tarihleri arasında tutuklu kaldığı, bu süre içinde işe gelmeyen davacının iş sözleşmesinin devamsızlık nedeni ile 5.10.2005 tarihinde davalı işveren tarafından feshedildiği anlaşılmaktadır.
4857 Sayılı İş Kanunu'nun 18. maddesinde iş sözleşmesinin işveren tarafından işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanılarak feshedilebileceği düzenlenmiştir. Söz konusu geçerli sebepler İş Kanunu'nun 25. maddesinde belirtilen derhal fesih için öngörülen sebepler niteliğinde olmamakla birlikte, işçinin ve işyerinin normal yürüyüşünü olumsuz etkileyen hallerdir. İşçinin yeterliliğinden veya davranışlarından kaynaklanan sebepler ancak işyerinde olumsuzluklara yol açması halinde fesih için geçerli sebep olabilirler. İş ilişkisinin sürdürülmesinin işveren açısından önemli ve makul ölçüler içinde beklenemeyeceği durumlarda, feshin geçerli sebeplere dayandığı kabul edilmelidir.
Somut olayda, davacı işçi işyeri ile ilgili olmayan birkaç suçtan dolayı 4857 sayılı İş Kanunun 25/IV maddesinde belirtilen süreden az tutuklu kalmıştır. Yasanın anılan maddesi çerçevesinde yapılan fesih sonucunda işçi, kıdem tazminatına hak kazanmakta, ancak ihbar tazminatı talep edememektedir. Bu nedenle, anılan maddede öngörülen süre, daha çok işçinin ihbar tazminatına hak kazanıp kazanmaması hususu ile ilgilidir. Söz konusu maddede belirtilen süre dolmadan tutukluluk nedeniyle sözleşmenin feshi halinde işçi, kıdem tazminatından başka ihbar tazminatı da talep edebilecektir. Sözü edilen hükümde yer alan süre koşulu yerine gelmeden yapılan feshin aynı zamanda geçerli sebebe de dayanmadığı şeklinde peşin bir yargı doğru değildir. Gerçekten haklı sebep teşkil etmeyen davranışlar fesih için geçerli sebep olabilir. Davacıların tutukluluk süresi yasal bildirim süresi kadar değilse de süre bakımından fazla olup, bu durumda işin normal yürüyüşünün olumsuz etkileneceği kaçınılmazdır. Olayın bu özelliği dikkate alınarak, fesih için geçerli sebep bulunduğunun kabulü gerekir.
Açıklanan hukuki ve maddi olgulara göre davacı işçilerin feshin geçersizliği ve işe iade istemiyle açtıkları bu davanın reddi gerekirken kabulü hatalı olduğundan, 4857 Sayılı İş Kanunun 20/3. maddesi uyarınca yerel mahkeme kararının bozularak ortadan kaldırılması aşağıdaki şekilde hüküm kurulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1- Sarayköy Asliye Hukuk (İş) Mahkemesinin 28.7.2006 gün ve 7-322 sayılı kararının bozularak ortadan kaldırılmasına,
2- Davanın REDDİNE,
3- Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4- Davalının yaptığı 29.00.YTL yargılama giderinin davacılardan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5- Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 450.000.000.-TL ücreti vekaletin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,
6- Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya İADESİNE, kesin olarak, 05.02.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy