(4857 S. K. m. 21)
Dava: Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, istek hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermiştir.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı işçi, işyerinde sendika baş temsilcisi olarak çalıştığını, toplu iş sözleşmesinin 13. maddesine aykırı olarak iş sözleşmesinin askıya alınmak sureti ile feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücretinin belirlenmesini istemiştir.
Davalı işveren, davacının mevsimlik işçi statüsünde çalıştığını, daimi işçi olmadığını, temsilcilik görevinin de 31.12.2004 tarihinde sona erdiğini, iş sözleşmesinin toplu iş sözleşmesinin 39/b. Maddesi gereğince yeni iş mevsimine kadar askıya alındığını belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece yargılama devam ederken davacının 1.6.2006 tarihinde yeniden işe başlatıldığı gerekçesi ile İşe iade talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş ve 30.12.2005 - 1.6.2006 tarihleri arasında çalıştırılmayan işçinin çalıştırılmadığı süre için en çok 5 aya kadar doğmuş bulunan ücret ve diğer haklarının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesi yönünde hüküm kurulmuştur.
Dava konusu işyerinde yürürlükte bulunan toplu iş sözleşmesinin 13. maddesinde yönetici ve temsilcilerin bir haftadan fazla işlerine ara verilemeyeceği, ancak sendika yönetici veya temsilcilerinin o işyerinde yapabilecekleri başka bir iş varsa bunların o işte istihdam edilebileceği düzenlenmiştir. Davacı anılan hükme dayanarak iş sözleşmesinin askıya alınamayacağını belirtmiştir.
Davacı işçinin sendika temsilcisi olup olmadığı dosya içeriğinden anlaşılamamaktadır. Öncelikle davacının sendika temsilcisi olup olmadığı hususu açıklığa kavuşturulmalıdır. Davacı sendika temsilcisi ise iş sözleşmesinin davalı işverence bir haftadan fazla süre ile askıya alınmasının fesih olarak değerlendirilmesi gerekir. Dava devam ederken, davacının işe başlatılmış olması, aksi ileri sürülmedikçe, davalı işverenin feshin geçerli bir sebebe dayanmadığını kabul ettiği şeklinde anlaşılmalıdır. Bu durumda, davacının boşta kaldığı en çok dört aylık süre ücret ve diğer haklarının hüküm altına alınması gerekir.
Davacı sendika temsilcisi değilse, işyeri ve SSK şahsi dosyasına göre her yıl aynı gerekçelerle iş sözleşmesinin askıya alındığı ve tekrar başlatıldığı anlaşıldığından, son askıya alma işleminin fesih olarak değerlendirilmesi doğru olmaz. Bu durumda, davacının feshin geçersizliği ile işe iadesine yönelik talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
Davacının sendika temsilcisi olup olmadığı kuşkuya yer vermeyecek şekilde açıklığa kavuşturulmalı ve sonucuna göre yukarıda belirtilen ihtimaller doğrultusunda hüküm kurulmalıdır. Eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması hatalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 12.02.2007 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy