(4857 S. K. m. 20, 25)
Dava: Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı işçi, iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan işverence feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücretinin belirlenmesini istemiştir.
Davacının 14.11.2005-30.4.2006 tarihleri raporlu olduğu ve rapor süresinin ihbar süresine altı haftalık sürenin eklenmesi ile ortaya çıkan toplam süreyi aşması nedeni ile iş sözleşmesi feshedilmiştir.
Mahkemece fesih iradesinin davacının raporlu olduğu süre içinde işçiye tebliğ edilmesi gerektiği, davacının raporlu süresi (askı süresi) sona erdikten sonra iş sözleşmesinin 1.5.2006 tarihinde haksız olarak feshedildiği, feshin son çare olması ilkesinin dikkate alınmadığı gerekçesi ile davacının işe iadesine karar verilmiştir.
Dosya içeriğine göre davacının 14.11.2005-30.4.2006 tarihleri arasında istirahat raporu aldığı, raporlu olduğu sırada davalı işverence emekliliğe hak kazandığı ve personel fazlalığı gerekçesi ile 30.11.2005 tarihi itibariyle iş sözleşmesinin feshedildiğine ilişkin 1.12.2005 tarihli fesih bildiriminde bulunulmuş ise de, bu fesih bildiriminin davacıya tebliğ edilmediği, davacının rapor bitiminde işe başladıktan sonra yapılan 1.5.2006 tarihli fesih bildiriminde ise bu defa iş sözleşmesinin uzun süre rapor kullanması nedeni ile İş Kanunu'nun 25/I-b maddesi uyarınca feshedildiği davacıya bildirilmiştir. 1.12.2005 tarihli fesih bildiriminin davacıya tebliğ edilmemiş olması ve davacının anılan fesih bildiriminden 1.5.2006 tarihli fesih bildiriminden sonra haberdar olması nedeni ile ilk fesih bildiriminin hüküm ve sonuç doğurmadığı kabul edilmelidir. Davacının iş sözleşmesi 1.5.2006 tarihli fesih bildirimi ile sona erdiğinden bu fesih bildiriminin geçerli nedene dayanıp dayanmadığı tartışılmalıdır.
Davacının hizmet süresine göre ihbar önelini altı hafta aşacak şekilde rapor kullandığı sabit olduğundan, iş sözleşmesinin feshi İş Kanunu'nun 25/I-b maddesi kapsamına girmektedir. Bu durumda, fesih geçerli nedene dayandığından davacının işe iade isteğinin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile reddi hatalıdır.
Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 20. maddesinin 3.fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda belirtilen nedenlerle;
1- İş Mahkemesinin gün ve sayılı kararının bozularak ortadan kaldırılmasına,
2- Davanın reddine,
3- Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4- Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı (20) YTL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5- Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 450.- YTL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6- Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya İADESİNE, kesin olarak, 12.02.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy