(4857 S. K. m. 18, 20)
Dava: Davacı, iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan feshedildiğini belirterek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, davanın reddine karar vermiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı işçi, iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan işverence feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı işveren, davacının görev yaptığı merkezi idari işler haberleşme bölümünde işlerinin bir bölümünün dışarıdan bir firma aracılığı ile yaptırılması sonucunda ilgili birimde bir iş azalması söz konusu olduğundan, İstanbul şubelerinde 9 kurye aracı ve şoför ile yapılan evrak toplama ve dağıtım işinin 3 araç ile sınırlandırılması kararı nedeniyle mesleği şoförlük olan davacıya başkaca bir görev teklif edilememesi karşısında iş sözleşmesinin feshedildiğini, feshin geçerli nedene dayandığını belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece savunmaya ve alınan hukukçu bilirkişi raporuna dayanılarak, davalı işverenin evrak toplama ve dağıtımına ilişkin kurye ve kargo hizmetlerini özel şirketlere verdiği, bu nedenle bankanın araç sayısını indirdiği, şoför fazlası çıktığı, başka yerde değerlendirme olanağı olmadığı, feshin işyeri gereklerinden kaynaklanan geçerli nedene dayandığı gerekçesi ile davanın karar verilmiştir.
4857 Sayılı İş Kanunu'nun 18. maddesinde iş sözleşmesinin işveren tarafından işletmenin, işyerinin ve işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanılarak feshedilebileceği düzenlenmiştir. İşletmeyi veya işyerini etkileyen objektif nedenlerle ortaya çıkan işgücü fazlalığı sonucunda, işçinin işyerinde çalışma olanağı ortadan kalkmış ise fesih için geçerli bir sebebin varlığından söz edilir. İşveren amaç ve içeriğini belirlemekte serbest olduğu işletmesel kararlar alabilir. Ancak, işletmesel karar sonucunda, tedbir olarak düşünülen feshin zorunlu hale gelmiş olması gerekir. Başka bir anlatımla işverenin fesih konusunda keyfi kararları yargı denetimine tabidir.
Öte yandan, işletmesel kararla varılmak istenen hedefe fesihten başka bir yolla ulaşmak mümkün ise fesih için geçerli bir nedenden söz edilemez. Fazla çalışmalar kaldırılarak, işçinin rızası ile esnek çalışma biçimleri getirilerek, işçiyi başka işte çalıştırarak yada meslek içi eğitime tabi tutarak amaca ulaşma olanağı var iken feshe başvurulmaması gerekir. Kısaca fesih, son çare olmalıdır.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 20/2. maddesine göre feshin geçerli bir nedene dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşveren, işletmesel kararı uygulamak için aldığı tedbirin feshi zorunlu kıldığını kanıtlamalıdır. İş akdi feshedilen işçi, feshin başka bir sebebe dayandığını ileri sürdüğü takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.
Dosya içeriğine göre davalı işverenin merkez ile şubeler arası evrak toplama ve dağıtım olan yardımcı iş niteliğindeki kurye ve kargo hizmetlerinin bir bölümünü dava dışı firmalardan satın almak suretiyle temin etme yoluna gittiği, ilkokul mezunu olan ve işyerinde bu hizmette şoför olarak çalışan davacının iş sözleşmesinin bu nedenle feshedildiği anlaşılmaktadır. Alt işverenlik uygulamasının muvazaaya dayandığı yönünde dosyada herhangi bir bilgi ve belge bulunmamaktadır. Yasaya uygun kurulan asıl işveren-alt işveren ilişkisi bir nevi yeniden yapılanma olup, işyeri içi sebeplerden kaynaklanan geçerli bir fesih nedenidir. Ancak, iş sözleşmesi feshedilmeden önce yukarda açıklandığı gibi, feshin son çare olduğu ilkesinin göz önüne alınması gerekmektedir. Davalı işverenin, davacının iş sözleşmesinin feshinden sonra Tahsildar/Şoför kadrosunda 9 yeni personel aldığı anlaşılmaktadır. Davacı yeni alınan personelin görevini yapabileceğini iddia etmektedir. Mahkemece eğitim durumuna ve görev tanımına göre kurye şoförlüğü dışında, davacının Tahsildar/Şoför kadrosundaki görevde çalıştırılıp çalıştırılamayacağı yada, işyerinin banka olduğu da göz önünde bulundurularak başka bir birimde veya başka görevde değerlendirilip değerlendirilemeyeceği araştırılmış değildir. Bu nedenle, davacının eğitimi ve görev tanımı gibi nitelikleri dikkate alınarak, davalı bankanın başka birimlerinde ve özellikle yeni eleman alınan Tahsildar/Şoför kadrosunda değerlendirme olanağının bulunup bulunmadığının, başka bir anlatımla, feshe son çare olarak başvurulup vurulmadığının işyerinde keşif icra edilerek; bankacılık ve istihdam alanlarında uzman bilirkişi aracılığı ile inceleme yapılmak suretiyle açıklığa kavuşturulması gerekir. Eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye İADESİNE, 12.02.2007 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy